
Gazze'de ateşkese rağmen insani kriz derinleşiyor
10 Ekim 2025 ateşkes anlaşmasının temel maddeleri uygulamaya konulmadı; ölü sayısının bin 500'ü, yaralı sayısının 5 bini geçtiği tahmin ediliyor.
Gazze'de yaklaşık bir yıl önce imzalanan ateşkes anlaşmasının hayati maddeleri hâlâ uygulamaya konulmadı. İnsan hakları uzmanlarının aktardığı verilere göre ateşkesin ardından bölgede ölü sayısının bin 500'ü, yaralı sayısının ise 5 bini geçtiği tahmin ediliyor. Neredeyse tamamı birden fazla kez yerinden edilen Gazze nüfusu, gıda, barınma ve sağlık hizmetleri başta olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor.
Ateşkes anlaşması kağıt üzerinde kaldı
10 Ekim 2025 tarihli ateşkes anlaşması; günlük 600 tır insani yardım malzemesinin sınırdan geçirilmesini, yerinden edilen tüm Filistinlilerin evlerine dönebilmesini, su ve elektrik hizmetlerinin yeniden sağlanmasını ve altyapı ile hastanelerin onarımına başlanmasını öngörüyordu. İnsan Hakları Uzmanı Huriye Yıldız Kantaroğlu, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde bu maddelerin hiçbirinin hayata geçirilmediğini vurguladı. Kantaroğlu, yardım girişlerinin engellenmesinin Gazze'nin geleceğinin engellenmesi anlamına geldiğini belirtti.
Çocuklar en ağır bedeli ödüyor
Bölgedeki ölümlerin büyük çoğunluğunu çocukların oluşturduğu aktarılıyor. Açlık, yetersiz beslenme, elverişsiz barınma koşulları ve tıbbi müdahale yokluğu salgın hastalıklara ve ölümlere zemin hazırlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Gazze'nin dünyanın en yüksek çocuk ampute oranına sahip olduğuna dikkat çekerek bölgeyi "çocuk kabristanı" olarak nitelendirmişti. Kantaroğlu, çocukların kitlesel biçimde öldürülmesinin ve eğitimden mahrum bırakılmasının bir toplumun geleceğini bütünüyle yok etmek anlamına geldiğini kaydetti.
Barınma ve sağlık krizi içiçe geçti
Binaların tamamına yakınının yıkılmış ya da ağır hasarlı olduğu Gazze'de çadır kentler kalıcı yaşam alanlarına dönüştü. İnşaat malzemesi girişine izin verilmediğinden konteyner veya prefabrik yapı kurulmasına da olanak tanınmıyor. Elektrik, şebeke suyu ve kanalizasyon sisteminin çökmesi hijyen sorunlarını ağırlaştırırken hastaneler de kullanılamaz hale geldi. Tıbbi malzeme yetersizliği ve sağlık çalışanlarının tutuklanması ya da hayatını kaybetmesi, sağlık hizmetlerini neredeyse işlevsiz kıldı. Abluka nedeniyle tedavi için Gazze dışına çıkış da mümkün olmadığından tedavi edilebilir sağlık sorunları dahi ölümle sonuçlanabiliyor.
Kantaroğlu, uluslararası hukuka göre savaş ve afet gibi olağanüstü durumlarda çocukların öncelikli korunması gereken grup olduğunu hatırlatarak İsrail'in uluslararası kurumların kararlarını uygulamamasının ve bu kurumların yaptırım mekanizmalarını işletmemesinin insan hakları ihlallerinin yıllar boyunca sürmesine yol açtığını ifade etti.