
Gazze'de ateşkesten bu yana 1.471 Filistinli hayatını kaybetti
10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesin ardından İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 1.471'e ulaştı; aralarında 327 çocuğun da bulunduğu 5.189 kişi yaralandı.
Bu haberi dinle — Gazze'de ateşkesten bu yana 1.471 Filistinli hayatını kaybetti
Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesin başlamasından bu yana İsrail güçlerinin saldırılarında en az 1.471 Filistinli hayatını kaybetti, 5.189 kişi yaralandı. Ölenlerin arasında 327 çocuk bulunurken yaralanan çocuk sayısı 547 olarak kayıtlara geçti. Bu rakamlara hastalık, tıbbi bakım yetersizliği ve insani kriz nedeniyle hayatını kaybedenler dahil edilmedi.
İnsani yardım hedeflerin çok altında kaldı
Ateşkes anlaşması günde yaklaşık 600 tırlık insani yardım sevkiyatını öngörüyordu. Ancak bir BM değerlendirmesi, anlaşmanın ilk 172 günü boyunca BM koordinasyonuyla gerçekleştirilen sevkiyatların günde ortalama 100 tırın altında kaldığını ortaya koydu. 100'ü aşkın insani yardım ve insan hakları kuruluşunun imzaladığı ortak bildiride ise Gazze'de tam kapasiteyle çalışan tek bir hastanenin dahi kalmadığı vurgulandı.
Enkaz altında binlerce kişi
İnsani yardım kuruluşlarının verilerine göre Gazze'de şu an yaklaşık 61 milyon ton enkaz bulunuyor; bu miktar son 18 yılda dünya genelindeki tüm savaşların yol açtığı yıkıntının yaklaşık 20 katına denk geliyor. Tahminlere göre 10 bin civarında Filistinli hâlâ yıkılan binaların enkazı altında. Geçtiğimiz ay hasarlı bir binanın çökmesi sonucu 12'si çocuk olmak üzere 21 kişi hayatını kaybetti.
İsrail'in kontrol alanı genişledi
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi verilerine göre ateşkesin başlamasından bu yana İsrail'in Gazze'deki askeri kontrol alanı, bölgenin yaklaşık yüzde 53'ünden yüzde 63'üne —bazı tahminlere göre yüzde 70'ine— genişledi. The Palestine Chronicle editörü ve gazeteci Dr. Ramzy Baroud, AA Analiz için kaleme aldığı yazıda anlaşmanın garantörlerinin İsrail'in süregelen askeri faaliyetlerini durduramadığını ve yaptırım gücü olmayan bir ateşkesin Filistin'in özgürlüğüne alternatif olamayacağını savundu.
Baroud, söz konusu düzenleme çerçevesinde İsrail'in askeri faaliyetlerini, toprak genişletme adımlarını ve temel ihtiyaçlara yönelik kısıtlamalarını sürdürdüğünü belirterek uluslararası toplumu yalnızca kullanılan dilin değiştiği gerekçesiyle soykırımın sona erdiği varsayımına karşı çıkmaya davet etti.