Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl 5'incisi düzenlenen 'STRATCOM SUMMIT 2026 Zirvesi'ne katıldı. Zirveye Bakan Fidan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve çok sayıda kişi katıldı.

'KRİZ KENDİ KAPISINA DAYANANA KADAR GÖRMEZDEN GELDİĞİ BİR TEŞHİS'

Programda ingilizce konuşan Hakan Fidan, "Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel adalet ve uluslararası kurumların reformu çağrısı siyasi bir slogan değil, bir teşhisti. Birçok kişinin kriz kendi kapısına dayanana kadar görmezden geldiği bir teşhis. Birleşmiş Milletler kürsüsünden sayısız çok taraflı platforma kadar sürekli alarm verdik. O dönemde pek çok kişi, jeopolitik konfor alanlarının illüzyonunu tercih etti. Yıllarca, işlevsiz düzenin bedeli başka yerlerde ödendiği sürece, çoğu kişi kendi çıkarlarına hizmet eden statükoyu sürdürmekten memnundu. Ancak bugün bu illüzyon paramparça oldu. Bu adaletsiz sistemden rahatça yararlananlar, krizler nihayet kendi kıyılarına vurduğunda gerçekle yüzleşiyorlar. Eğer bu, sistemsel bozulma çağıysa, o zaman daha kesin bir soru sormalıyız: Tam olarak neyin mücadelesi veriliyor? Diğer bir deyişle, çok merkezli bir sisteme doğru ilerlerken cevaplardan çok sorular var: Yeni çekim merkezleri nerede ortaya çıkacak? Teknolojinin yeni kurallarını kim belirleyecek? Hayati enerji ve ticaret yolları nasıl korunacak? Bu listeye daha pek çok soru eklenebilir. Karşımızda çoğalan bu sorular önümüzdeki yüzyılı şekillendirecektir" dedi

'İLK GÜNDEN İTİBAREN BU TEHLİKELİ GİDİŞATA KARŞI UYARDIK'

Bakan Fidan, "Bunlar akademik tartışmalar değildir. Bunlar gerçek savaş meydanlarında çarpışılıyor. Ve bir kez daha bölgemiz bu işin merkez üssü konumundadır. İran’a yönelik hukuka aykırı saldırılar, İsrail’in dinmek bilmeyen tırmandırma politikasıyla tetiklenerek bölgeyi daha geniş bir savaşın eşiğine itmiştir. Bölge devletlerini yıkıcı bir çatışmanın içine sürükleyen her türlü senaryoyu reddediyoruz. Şunu açıkça ifade edelim: Bu, İsrail’in tercih ettiği bir savaş olabilir ancak bedelini tüm dünya ödüyor. Çatışma uzadıkça, jeopolitik ve ekonomik karmaşalar endişe verici bir hızla katlanıyor. İlk günden itibaren bu tehlikeli gidişata karşı uyardık. Bu, Netanyahu’nun siyasi bekası için kurgulanmış bir savaştır; ne var ki yükü maalesef dünyanın geri kalanına düşmektedir. İşte tam da bu yüzden azami itidal çağrımızı sürdürüyoruz. Bu çatışma, kaderleri birbirine bağlı ulusların yaralarını derinleştirme ve onları bölme potansiyeli taşımaktadır. Sadece şehirlerde değil, bölgemiz halklarının kalplerinde ve zihinlerinde de kalıcı yaralar açabilir. İleriye dönük olarak, gerilimi düşürmek ve diplomasiden başka geçerli bir yol yoktur" diye konuştu.

‘AMACIMIZ, BU ÇATIŞMAYI MÜMKÜN OLAN EN KISA SÜREDE SONA ERDİRMEK’

Bakan Fidan, "Bu nedenle Türkiye, bölgesel ortaklarıyla yakın koordinasyon içinde diplomatik bir çözüm için aktif olarak itici güç olmaktadır. Dayanışmamızı göstermek ve diplomatik yanıtımızı eşgüdümlü hale getirmek amacıyla yakın zamanda Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret ettim. Bölge ülkeleri olarak, süregelen çatışmanın derhal sona erdirilmesi talebiyle birlik içinde durduk. Aynı zamanda, İsrail’in yayılmacı politikalarına ve özellikle Lübnan’a yönelik son saldırganlığına karşı güçlü muhalefetimizi ilan ettik. Bu çabaları hayata geçirmek için sürekli yüksek düzeyli diyaloğumuzu sürdürüyoruz. Amacımız, bu çatışmayı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmek için uygulanabilir adımlar belirlemektir. Bu anlamsız savaş sona ermelidir: Daha fazla yıkım yaşanmadan, daha derin düşmanlıklar kök salmadan, ve küresel ekonomi geri dönülemez zararlar görmeden" dedi.

‘SİSTEMSEL İSTİKRARSIZLAŞTIRMAYA YÖNELİK BU STRATEJİ DURDURULMALIDIR’

Bakan Fidan, "Diyalog kanalları açık tutulmalı ve sonuç odaklı bir müzakere süreci hızla başlamalıdır. Ancak barışın yolunu açarken, Netanyahu’nun köktenci ve maksimalist tavrının diplomatik çözümleri bir kez daha sabote etmesine izin veremeyiz. Çok uzun zamandır bu kurgulanmış kaos hakkında uyarılarda bulunduk. Buradaki stratejik hedef, bölge uluslarını zayıf, bölünmüş ve savunmasız tutmak için tasarlanmış sürekli bir çatışma hali inşa etmektir. Sistemsel istikrarsızlaştırmaya yönelik bu strateji durdurulmalıdır. İnsani yardım çalışanlarını, arabulucuları, diplomatları ve büyükelçilikleri hedef almaktan çekinmeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sırf bu cezasızlık bile, küresel düzenin yapısal aşınmasının ne kadar vahim bir boyuta ulaştığını ifşa etmektedir. Bunun arkasında uluslararası topluma yönelik ağır bir uyarı da yatmaktadır: Diplomasi kurumu bizzat ateş hattına sürüldüğünde, tüm uluslararası mimari en tehlikeli, terminal aşamasına girmiş demektir. Böyle anlarda zihin berraklığı stratejik bir varlıktır. Sağduyuya en çok karanlık saatlerde ihtiyaç duyulur. Türkiye bu amaçla her türlü diplomatik aracı seferber etmeye devam edecektir. Önceliklerimiz şunlardır: Çatışmaların eksiksiz ve derhal durdurulması, bölgesel yayılmanın önlenmesi, ve acilen diplomasiye dönüş" diye konuştu.

‘BÖLGEMİZDE BARIŞ VE GÜVENLİK; GERİLİMİ DÜŞÜRME VE DİPLOMASİ YOLUYLA YENİDEN TESİS EDİLMELİDİR’

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Önümüzdeki soru sadece yanlış anlatıların nasıl çöktüğü değildir. Aynı zamanda onların yerine şimdi hangi anlatıları inşa etmemiz gerektiğidir. Diğer bir deyişle, bölgemiz ve ötesi için vizyonumuz nedir? Bu bizi temamızın son sütununa getiriyor: Düzen Arayışı ve kalıcı istikrar. Her şeyden önce, savaşı bölgemizde kalıcı bir durum haline getirme girişimlerini kategorik olarak reddetmeliyiz. Şiddetin kaçınılmaz, istikrarsızlığın ise doğal olduğunu söyleyen yenilgici anlatıyı reddetmeliyiz. Şunlara güvenmeliyiz: Tarihsel derinliğimize, medeniyet mirasımıza ve geleceğimizi şekillendirme kapasitemize. Ancak önce yangını söndürmeliyiz. Bölgemizde barış ve güvenlik; gerilimi düşürme ve diplomasi yoluyla yeniden tesis edilmelidir. Önümüzdeki acil görev budur. Ancak o zaman refah gelebilir. Bölgesel iş birliği derinleşebilir. İstikrar dışa doğru daha geniş halkalar halinde yayılabilir. Bölgemizdeki yeni düzen arayışımız esasen budur. Fakat bu, geçmişin dışarıdan dayatılan modellerinden farklı bir yol izleyecektir. Siyasi cesaretle, içeriden inşa edilecektir. Gerilimden beslenenlerin kısa vadeli hesaplarına değil, ortak çıkarlara odaklanarak inşa edilecektir. O eski gerçeği hepimiz çok iyi biliyoruz: Yıkmak bir anlık iştir ama inşa etmek bir neslin emeğidir. Bu yüzden sabırla, istikrarla ve derinleşen bir bölgesel koordinasyonla hareket etmeliyiz" dedi.

Trump: Bir anlaşma yapıp yapamayacağımızı göreceğiz
Trump: Bir anlaşma yapıp yapamayacağımızı göreceğiz
İçeriği Görüntüle

‘SON ÇATIŞMA ŞİMDİDEN YENİ BİR BÖLGESEL DAYANIŞMA DALGASINI HAREKETE GEÇİRDİ’

Bakan Fidan, “Bir şey kesin: Bölgemiz bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Aslında, son çatışma şimdiden yeni bir bölgesel dayanışma dalgasını harekete geçirdi. Aynı derecede önemli olan, bu çatışmanın mevcut güvenlik düzenlemelerinin kırılganlığını ortaya koymuş olmasıdır. Hepimiz bölgemizin güvenlik sorumluluğunu üstlenmeliyiz çünkü: Barış ve istikrar olduğunda hep birlikte kalkınırız, çatışma ve istikrarsızlık olduğunda ise hep birlikte acı çekeriz. Yakın tarihin acı tecrübeleri bize değerli dersler verdi. Bölgemiz artık dış müdahalelere karşı savunmasız kalmamalıdır. Bu yıkıcı modelin her yirmi yılda bir tekrarlandığını gördük. Bu kısır döngüyü ortak bir vizyon ve ortak bir çabayla kırmalıyız. Ve bunu bölgesel sahiplenme yoluyla başaracağız. Samimi arzumuz, gerginlikleri geride bırakmak ve bölge halklarımızın ortak yararına hizmet edecek iş birliğini genişletmektir. Türkiye, gerçek bir bölgesel dayanışma ruhuyla bu ortak vizyonu gerçekleştirmeye tam olarak kararlıdır" diye konuştu.