I S T A N B U L B A K A N G O K T A S B M Y E G O R E T U R K 1101558 326981

DARÜLACEZE Sosyal Yaşam Şehri'nde basın temsilcileriyle biraraya gelen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Türkiye, doğurganlık hızında kritik bir eşiğin altına düşmüş durumda. Bu düşüş sadece demografik bir veri değil; ekonomiden sosyal yapıya, çalışma hayatından milli güvenliğe kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen bir gelecek meselesidir. Bu nedenle, nüfus meselesini, günübirlik tartışmaların ötesinde, uzun vadeli ve kararlı bir devlet politikası olarak ele alıyoruz. Birleşmiş Milletler'in (BM) çok düşük senaryosuna göre, mevcut eğilimler devam ederse Türkiye nüfusu 2100 yılında 25 milyona kadar gerileyebilir. TÜİK'in düşük senaryosuna göre ise 54 milyona gerileyecek. Bugün baktığımızda ise 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızımız, bugün itibarıyla 1,48'e gerilemiş durumda. Ülkemiz, bu doğurganlık hızıyla Avrupa ülkelerinin düşük doğurganlık oranlarına yaklaşmış hatta Fransa'nın gerisinde kalmıştır" dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri'nde basın temsilcileri ile bir araya geldi. Basın temsilcileriyle olan görüşmenin ardından Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri'ni gezen Bakan Göktaş, tesiste bulunan Darülaceze Şefkat Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi'ndeki kişilere ziyarette bulundu.

'TÜRKİYE NÜFUSUNUN 2100 YILINDA 25 MİLYONA DÜŞME RİSKİ VAR'

Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Aile kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle ve yaşlısıyla toplumumuzun en güçlü dayanağıdır. Biliyoruz ki güçlü aile olmadan güçlü toplum, güçlü toplum olmadan güçlü devlet olmaz. Bu anlayış doğrultusunda da tüm politikalarımızın merkezine aileyi yerleştiriyoruz. Biz sosyal politikalarımızı; aileyi güçlendiren bir anlayışla inşa ediyoruz. Nüfus yapımıza yönelik önümüzdeki tabloyu açıkça konuşmak zorundayız. Bugün tüm araştırma sonuçları gösteriyor ki; Türkiye, doğurganlık hızında kritik bir eşiğin altına düşmüş durumda. Bu düşüş sadece demografik bir veri değil; ekonomiden sosyal yapıya, çalışma hayatından milli güvenliğe kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen bir gelecek meselesidir. Bu nedenle, nüfus meselesini, günübirlik tartışmaların ötesinde, uzun vadeli ve kararlı bir devlet politikası olarak ele alıyoruz. Birleşmiş Milletler'in çok düşük senaryosuna göre, mevcut eğilimler devam ederse Türkiye nüfusu 2100 yılında 25 milyona kadar gerileyecek. TÜİK'in düşük senaryosuna göre ise 54 milyona gerileyecek. Bugün baktığımızda ise 2001 yılında 2,38 olan doğurganlık hızımız, bugün itibarıyla 1,48'e gerilemiş durumda. Ülkemiz, bu doğurganlık hızıyla Avrupa ülkelerinin düşük doğurganlık oranlarına yaklaşmış hatta Fransa'nın gerisinde kalmıştır. Bu oran, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1'in altındadır ve bu Türkiye'yi Avrupa'nın en düşük doğurganlık oranlarına sahip ülkeleriyle aynı seviyeye getirmiştir. Sadece istatistikten ibaret olmayan bu durum üretimden savunmaya, sosyal güvenlikten kalkınmaya kadar her alanı etkileyecek stratejik bir meseledir. Bu yüzden nüfus meselesini milli güvenlik ve beka sorunu olarak ele alıyor, çok boyutlu stratejilerle nüfus artışını teşvik eden politikalar yürütüyor ve yasal düzenlemeleri birbiri ardına hayata geçiriyoruz" ifadelerini kullandı.

'HANELERİMİZİN YARISINDAN FAZLASINDA ÇOCUK SESİ DUYULMUYOR'

Bakan Göktaş, "Cumhuriyet tarihimize baktığımızda, nüfus politikalarında iki büyük kırılma görüyoruz. 1960 öncesi dönemde doğurganlığı teşvik eden ve çok çocuklu aileyi destekleyen politikaların, 1960'lardan itibaren ise aile planlaması merkezli ve doğurganlığı azaltmayı hedefleyen kapsamlı çalışmaların yapıldığı bir dönemin başlatıldığını görüyoruz. Ortalama ilk evlenme yaşı artıyor, ilk anne olma yaşımızda artış var. Kadınlarda ilk anne olma yaşı 2001'de 25,8 iken, 2024'te ilk anne olma yaşı 29,3'e çıktı. İlk baba olma yaşı 26 iken 28'e yükseldi. Bu durum, doğurganlığı doğrudan etkilemektedir. Bugün Türkiye'de hanelerimizin yüzde 57'sinde ne yazık ki hiç çocuk bulunmuyor. Bu ne demek? Bugün hanelerimizin yarısından fazlasında çocuk sesi duyulmuyor. Bu oran, sadece aile yapısındaki değil, toplumsal yapımızdaki sessiz dönüşümü de göstermesi bakımından önemlidir. Gençlerimizin evlenmesini, aile kurmasını ve çocuk sahibi olmasını desteklemeden nüfus meselesini çözemeyeceğimize inanıyoruz. Çok yönlü çalışmalarımızla illere göre doğurganlık hızı, hane çocuk sayısı gibi pek çok parametreyi belirledik ve çalışmalarımızı bu bilimsel veriler ışığında sürdürüyoruz. Her attığımız adımı ince eleyip sık dokuyoruz ve nüfus gibi beka meselesi yaptığımız bir konuyu çok ciddiye alıyoruz. İnanıyorum ki attığımız adımlarla, hayata geçirdiğimiz projelerimizle, teşvik programlarımızla nüfus hızımızı istediğimiz seviyeye çıkaracak ve Türkiye'nin genç ve dinamik yapısını muhafaza edeceğiz" şeklinde konuştu.

'AİLE VE GENÇLİK FONU'NU 81 İLİMİZDE YAYGINLAŞTIRDIK'

Bakan Göktaş, "Bildiğiniz üzere 2025 Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 'Aile Yılı' olarak ilan edilmişti. Bu kararın ardından yoğun bir program takvimiyle 2025 yılını en iyi şekilde değerlendirdik. Aile Yılı'nı ailenin önemini yeniden hatırlattığımız, risklere karşı aileyi topyekûn desteklediğimiz bir toplumsal farkındalık seferberliği olarak gördük ve çalışmalarımızı büyük bir aşkla, şevkle yürüttük. Amacımız ailenin itibarını güçlendirmek, kuşaklar arası bağları kuvvetlendirmek ve aileyi risklere karşı desteklemek. 81 ilde gerçekleştirdiğimiz 19 bin 67 faaliyet, imzalanan protokoller ve sağlanan ekonomik avantajlarla ailelerimizin yanında olduk. Bu kapsamda 2 bin 24 indirim anlaşması yaptık. Ailelerimize ekonomik fayda sağladığını düşündüğümüz birçok sektörde indirimler, kampanyalar ve özel kontenjanları devreye aldık. Aile Yılı'nda 'Aile ve Gençlik Fonu'nu 81 ilimizde yaygınlaştırdık. Bugüne kadar 68 bin 763 çiftimiz, bu Fon'dan yararlanmaya hak kazandı, 8 milyar 466 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Ayrıca, farklı sektörlerde yaptığımız 2.024 indirim anlaşmasıyla çiftlerimizin evlilik hazırlıklarını kolaylaştırdık. Faizsiz sunduğumuz kredi miktarını yükselterek, 25 yaşına kadar olan gençlerimiz için 250 bin lira, 26 ila 29 yaş arasındaki gençlerimiz için 200 bin lira olarak belirledik. 48 ay içinde çocuk sahibi olan gençlerimize ise her çocuk için 12 ay erteleme imkânı sunduk. Önemli ve ilk kez duyuracağımız bir bilgiyi de burada sizlerle paylaşmış olayım. Fondan faydalanan 4 bin 715 gencimizin 4 bin 765 çocuğu dünyaya geldi. Bu gençlerde ilk anne olma yaşı ortalaması 23, ilk baba olma ortalama yaşı 26. Bu veri Aile ve Gençlik Fonu'nun işlevselliği açısından da son derece umut verici" dedi.

'2026-2035 DÖNEMİ 'AİLE VE NÜFUS ON YILI' OLARAK İLAN EDİLDİ'

Bakan Göktaş, "Aile Yılı' nda, doğum yardımlarında da önemli bir reformu hayata geçirdik. 2025 yılı itibarıyla doğan her çocuk için hiçbir kriteraramaksızın teşvikler getirdik. İlk çocuk için sağladığımız tek seferlik doğum desteğini 5 bin liraya çıkardık. 2'nci çocuk için bin 500 lira, 3'üncü ve sonraki çocuklar için 5 bin liralık desteklerimizi her ay çocuklar 5 yaşını doldurana kadar düzenli olarak annelerin hesaplarına yatıracağız. Bu kapsamda Aile Yılı'nda, 721 bin çocuk için toplam 8,7 milyar lira ödeme gerçekleştirdik. Nüfus konusunun sadece bir yıla sığdırılamayacağını biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 2026-2035 dönemi 'Aile ve Nüfus On Yılı' olarak ilan edildi. Bu dönemi geçici çözümler değil, kalıcı ve yapısal adımlar atacağımız bir yol haritasıyla sürdüreceğiz. Aileyi, nüfusu ve sosyal yapıyı birlikte ele alan uzun soluklu bir vizyonu hayata geçiriyoruz. Çalışmalarımızı bir genelgeyle yapısal çerçeveye oturtacağız. Önümüzdeki ay Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle bu genelgeyi tanıtacak ve adımları atacağız. Diğer yandan hem kadın hem erkek memurların, çocukları ilkokul çağına gelene kadar yarım zamanlı çalışma hakkından faydalanmalarını sağladık. Ayrıca, doğum izni ve babalık izni sürelerinin uzatılması çalışmalarına da öncülük ettik. Bu kapsamda, hem kamu hem de özel sektör çalışanları için için doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya, babalık izninin ise 10 güne çıkarılmasını sağlayacak kanun teklifinin yakın zamanda Meclisimizin onayına sunulmasını bekliyoruz. Bunun yanı sıra, kamu kurum ve kuruluşlarında, kreş ve çocuk bakımevlerinin yaygınlaştırılması için çalışmalarımızı da hızlandırdık" ifadelerini kullandı.

'HUZUREVLERİNDEKİ YAŞLILARIMIZIN YÜZDE 30'UNA ÜCRETSİZ HİZMET VERİYORUZ'

Göktaş, "Aile kurumunun korunması konusuna sadece yerel bir mesele olarak değil, küresel bir varoluş mücadelesi olarak yaklaştık. Bu yaklaşımımızın sonucu olarak da Türkiye öncülüğünde uluslararası arenada aile diplomasisini yoğun bir şekilde sürdürdük. 26 ülkeden 23 bakanın katılımıyla Uluslararası Aile Forumu'nu gerçekleştirdik. Hayata geçirdiğimiz ve büyük bir başarıyla yürüttüğümüz 'Koruyucu Aile Modeli', 'Aile Eylem Planı', 'Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi' ile pek çok ülkeye örnek teşkil ettik. Birleşmiş Milletler ve çeşitli uluslararası platformlarda 'Güçlü Aile, Güçlü Toplum' vizyonumuzu savunduk ve üye ülkelerle iş birliği protokolleri imzaladık. Nüfusumuzun genç yapısını korumak için çalışırken tabii ki değerimiz, başımızın tacı yaşlılarımızı da ihmal etmiyoruz. Yaşlılarımız bizim için bir yük değil, tecrübenin, hafızanın ve toplumsal değerlerin taşıyıcısıdır. Bu nedenle yaşlı hizmetlerinde önceliğimiz, yaşlılarımızın kendi evlerinde, ailelerinin yanında, onurlu ve güvenli bir şekilde yaşamalarını sağlamaktır. Evde bakım yardımı, gündüzlü bakım merkezleri ve Yaşlı Destek Modeli (YADES) gibi programlarla bu anlayışı sahaya yansıtıyoruz. 2007'de 'çok yaşlı' olarak tanımlanan il sayısı 19 iken, 2024'te bu sayı 59'a çıkmıştır. Bu artık iş yükümüzü de artırmıştır ancak programlı, sistemli yürüttüğümüz çalışmalarımız sayesinde hiçbir şey zor değil. Yaşlılarımızın sosyal hayata katılımını sağlamak için önceliğimiz aile ve birey odaklı yatılı bakımdır. Bu anlayışla Bakanlığımıza bağlı 173 huzurevinde 14 bin 885 yaşlıya hizmet sunarken, 282 özel huzurevinde de 13 bin 740 yaşlımız hizmet alıyor. 2025 yılında 8 huzurevinin açılışını gerçekleştirdik. İnşallah bu yıl da 8 huzurevimiz daha hizmete girecek. Huzurevlerindeki yaşlılarımızın yüzde 30'una ücretsiz hizmet veriyoruz. Öte yandan Türkiye genelinde 42 Gündüzlü Bakım ve Rehabilitasyon Merkezimizle de yaşlılarımızın yanındayız. 2025 yılında 517 bin yaşlı ve yaşlı yakınımıza hizmet verdiğimiz Evde Bakım Yardımı için aylık 11 bin 702 TL ödeme yapıyoruz. Memur maaş katsayısında yapılan yeni düzenleme sonrasında sosyal yardım programlarının aylık ödemelerinde bir artış olacak. Yapılan yeni düzenleme sonrasında şubat ayından itibaren sosyal yardım programlarımızın aylık ödemelerini artışlı bir şekilde hak sahiplerinin hesaplarına yatıracağız. YADES (Yaşlı Destek Programı) kapsamında da sadece 2025 yılında 42 milyon TL kaynak aktarımı yaptık. 108 bin hanedeki 162 bin yaşlımız için bu kaynak kullanıldı" dedi.

'ÇOCUKLARIMIZI GÜVENLİ BİR GELECEĞE TAŞIYACAK İRADEYİ HEP BİRLİKTE ORTAYA KOYABİLİRİZ'

Göktaş, "Çocuklarımızın dijital alanda güvenliğini sağlamak ve bilinçli kullanım alışkanlıkları kazandırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yıl sonunda kullanıma açtığımız 'Çocuklar Güvende' web sitesi ve uygulamasıyla ailelerin ve çocuklarımızın karşılaştığı riskli durumları doğrudan iletmelerini sağlayıp gerekli rehberlik hizmetlerini sunuyoruz. DUY ihbar platformuyla, çocuklar için güvenli bir dijital alan oluşturuyoruz. Sosyal Medya Çalışma Grubumuzla, 7/24 takip ettiğimiz zararlı içerikleri tespit ediyor ve gerekli müdahaleleri anında yapıyoruz. Bu çerçevede 2 bin 904 içeriğe doğrudan müdahale ettik. 81 ilimizde 47 bin üyeye ulaşan Çocuk Hakları Komitelerimizle, her çocuğun haklarına tam erişebildiği bir Türkiye inşa etmek için çalışıyoruz. Geçtiğimiz Kasım ayı sonunda 'Dijital Dünyada Çocuk Hakları' temasıyla 26'ncı Çocuk Forumu'nu gerçekleştirdik. Çocuklarımız güvenli internetten sosyal medya kültürüne, aile desteğinden uluslararası iş birliklerine kadar pek çok detayın yer aldığı 17 maddelik bir bildiri hazırladı. Öte yandan, ilk imzacısı olduğumuz Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi ile ulusal ve uluslararası platformlarda çocukların güvenliğini önceleyen çalışmalar yürütüyoruz. '2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı'mızın 5 ana temasının biri dijitalleşme. İnternet hayatımızın bir parçası, pek çok bilgiye hızlı erişimi kolaylaştırdığı da bir gerçek. Ancak sosyal medya platformları çocuklarımızı zihinsel, fiziksel ve psikolojik olarak olumsuz etkilemekte. Dünyada pek çok ülke bu hususu gündeme aldı. Avustralya 16 yaş altı çocuklara sosyal medya erişimini yasakladı. Biz de yaklaşık 15 aydır bu konuda çalışıyoruz. Uzmanlar, akademisyenler, sosyal medya platformları, sivil toplum kuruluşları ve en önemlisi aileler ve bizzat çocuklarımız ile bu konuda çalışmalar yürüttük. Yasal düzenleme ile sosyal medya platformlarına özellikle sorumluluk yüklemeyi hedefliyoruz. 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini de içeren torba yasa taslağımız bu ay sonunda Meclis'te ilgili komisyona sevk edilecek. 15 yaşından küçük çocuklara hiçbir şekilde hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini, çocuklar zararlı içeriklere maruz kalmadan etkili filtreleme sistemlerinin kurulmasını önerdik. Böylece çocuklarımızı dijital dünyanın gölgesine değil, güvenli bir geleceğe taşıyacak iradeyi hep birlikte ortaya koyabiliriz" ifadelerini kullandı.

'BUGÜN İTİBARİYLA 11 SOSYAL OLGUYA DAİR RİSK HARİTAMIZ HAZIR

Bakan Göktaş, "Bakanlık olarak sosyal devlet ilkesini, veriye dayalı ve proaktif bir anlayışla yönetiyoruz. Türkiye genelinde oluşturduğumuz Sosyal Risk Haritaları sayesinde, hangi bölgede hangi sosyal desteğe ihtiyaç olduğunu mahalle mahalle analiz ediyoruz. Bu haritalar, yardımlarımızın sadece bir 'kaynak aktarımı' değil, riski yerinde durduran bir 'müdahale aracı' olmasını sağlıyor. İntihar, bağımlılık, çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet, kadın cinayeti ve radikalleşme gibi başlıklarda 648 sosyal göstergeyi baz alarak 35 sosyal risk haritasını çıkartma çalışmamız devam ediyor. Bugün itibariyle 11 sosyal olguya dair risk haritamız hazır. 24 sosyal olguya dair çalışmalarımız devam ediyor. Toplumun tüm kesimlerinin refahını gözeten ve fırsat eşitliğini merkeze alan bir sosyal devlet anlayışıyla, vatandaşlarımızın yanında olmaya gayret ediyoruz. Uluslararası alanda takdir gören Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemiyle çalışmalarımızı veriye dayalı, hızlı ve etkili şekilde sürdürüyoruz. 81 ilimizde bulunan 1.003 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıyla ihtiyaç sahiplerine doğrudan temas ediyor, hizmetlerimizin her noktaya ulaştırılmasını sağlıyoruz. Özellikle belirtmek isterim ki, sosyal yardımlardan faydalanan her 10 kişiden 8'i engellilik, yaşlılık, hastalık ya da bakım yükümlülüğü nedeniyle çalışamayacak durumda olan kişilerdir. İŞKUR'la birlikte çalışabilir durumdaki vatandaşlarımızı istihdam fırsatlarıyla buluşturuyoruz. 571 ADEM ve 87 SODAM'da, yılda 162 bin kadın, sunduğumuz kurslar, eğitimler ve üretim faaliyetleriyle yeteneklerini gelire dönüştürüyor. Ulusal Vefa Programıyla, 128 bin 80 yaşlımızın temel ihtiyaçlarını evlerinde karşılıyoruz. Aynı zamanda dijital dönüşüme uyum sağlayarak bilgi teknolojilerinde de önemli adımlar attık. Sosyal yardımlara erişimi güçlendirmek adına e-Ailem, Yeni Sosyal Ödeme Sistemi ve Aile Kart gibi dijital uygulamaları hayata geçirdik. Bu dönüşümle birlikte, sosyal yardım sistemimiz, uluslararası düzeyde tanınan ve 22 ülke tarafından örnek alınan bir yapıya ulaştı. Sivil Toplum Vizyon Belgesi ve II. Eylem Planı kapsamında kamu, sivil toplum, üniversiteler ve özel sektörle güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. Kurumsal hayırseverlik ve yeni nesil gönüllülük ağı oluşturuyoruz. Bu sayede Bakanlığımızın çalışma alanlarında, bireysel ve kurumsal dayanışmayı buluşturacak, iyiliği yaygınlaştıracak ve gönüllülüğü tek bir çatı altında toplayacak bir platformu hayata geçirmiş olacağız" dedi.

'AİLE DESTEK SİSTEMİNİN FARKLI UYGULAMA MODELLERİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ'

MHP'li Yurdakul: Tek tip aile sağlığı merkezi öneriyoruz
MHP'li Yurdakul: Tek tip aile sağlığı merkezi öneriyoruz
İçeriği Görüntüle

Bakan Göktaş, "Sosyal yardım sistemimizi vatandaşlarımızın refahını artıracak şekilde güncellemek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. 12'nci Kalkınma Planı'nın ortaya koyduğu hedefler doğrultusunda sosyal yardım sistemimizi köklü bir dönüşüm anlayışıyla ele alıyoruz. Sosyal yardımı geçici bir destek mekanizması olmanın ötesine taşıyarak aileyi merkeze alan bütüncül bir yapıya kavuşturuyoruz. Bakanlığımızın da aralarında bulunduğu 14 farklı kurumun katılımıyla gerçekleştirilen istişarelerde gelir tamamlayıcı aile destek sisteminin farklı uygulama modelleri üzerinde çalışıyoruz. Tasarladığımız yeni modelde ailelerin bir eşik gelir seviyesine kadar desteklenmesini hedefliyoruz. Gelir tamamlayıcı aile destek sisteminin uygulamaya geçirilmesi ile birlikte sosyal yardımların hak temelli sunumunda yeni bir aşamaya geçerek, hanelerin gelirlerini belirli bir seviyeye tamamlayacağız. Sadece gelir desteği sunmakla kalmayacağız. Aynı zamanda istihdama katılımı teşvik eden ve çalışma hayatıyla uyumu güçlendiren tamamlayıcı tedbirleri de hayata geçireceğiz. Bu modele ilişkin mevzuat ve altyapı hazırlıkları sürüyor. 2027 yılında ise bu sistemi, Türkiye'nin tamamında yaygınlaştıracağız" ifadelerini kullandı.