Gündem

Dijital platformlarda 'sapkın' içeriklere ilişkin uzmanlar uyardı: Aile yapısının bozulmasına sebebiyet verecek

DİJİTAL yayın platformlarındaki içeriklerin aile yapısı, çocuklar ve toplumsal değerler üzerindeki etkileri tartışılırken, bu platformlarda ensest ilişkiden, uyuşturucuya her türlü şiddete yer veren içeriklerin kontrolsüz şekilde yayınlandığı belirtildi.

Abone Ol

Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, "Dijital platformların arkasında çok sıkı lobiler var. Hatta Amerikalı bir senatör bu konuda ilgili dijital platformun yetkilisini uyarmış ve o yetkili de 'Aileler çocuklarına izletmesinler' diye bir çıkışta bulunmuş. Bu sapkın davranışları yayınlayacaklar, buradan gelir elde edecekler, daha sonraki süreçte 'Kontrol ailede olsun' diyecekler. Bu içerikler aracılığıyla çocukların sapkın davranışlara itilmesi korkarım ki ilerleyen yıllarda Türk aile yapısının bozulmasına sebebiyet verecek. Gerekirse bu içeriklere RTÜK tarafından Türkiye'de erişim engeli verilmelidir" dedi. Avukat Lerze Nur Asan Elik de, "Bugünün dünyasında özellikle dijital platformlara baktığımızda 'cinsiyetsizleştirme' akımıyla karşı karşıya kaldığımızı açık ve net. Bireysel olarak kişilerin bu biyolojik cinsiyete aykırı davranışları övmesi, alenen teşvik etmesi ve özendirmesi bir suç olarak düzenlenmemişti. Biyolojik cinsiyete aykırı davranışları öven, alenen öven, teşvik eden, özendiren davranışlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olması öngörülüyor" dedi.

Türkiye’de milyonlarca kişinin erişim sağladığı dijital yayın platformlarında yer alan içeriklerin toplumsal etkileri tartışılıyor. Özellikle aile yapısı, çocukların gelişimi ve milli-manevi değerler üzerinden etkileri olan bu içeriklere ilişkin uzmanlar açıklamalarda bulundu.

‘TELEVİZYON KANALINDA YAYINLANAMAYAN BİR İÇERİK, BURADA AKTİF BİR ŞEKİLDE SUNULABİLİYOR’

Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, "Dijital platformlar her zaman özgürlük adı altında bunları gerçekleştiriyorlar. Normal bir televizyon kanalında yayınlanamayan bir içerik, burada aktif ve net bir şekilde sunulabiliyor. E tabii bu durum özellikle internet ortamının kontrolsüz yapısından kaynaklanıyor. Normalde bu televizyon yayınları Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından denetlenir. Fakat maalesef burada, bu dizilerde ya da filmlerde bunların olmadığını görüyoruz. E tabii bu durum zamanla milli bir güvenlik sorunu oluşturmaya başlamıştır" diye konuştu.

‘HEM BU SAPKIN DAVRANIŞLARI YAYINLAYACAKLAR, “KONTROL AİLEDE OLSUN" DİYECEKLER’

Kırık, "Bu içeriklerin hangisi gerçek, hangisi kurgu bilmedikleri için özeniyorlar. Tabii bu durum Türk aile yapısının bozulmasına, çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin de olumsuz bir şekilde etkilenmesine sebebiyet veriyor. Hatta Amerikalı bir senatör bu konuda ilgili dijital platformun yetkilisini uyarmış ve aslında o ilgili dijital platform yetkilisi de, "Aileler çocuklarına izletmesinler" diye bir çıkışta bulunmuş. Yani düşünebiliyor musunuz? Bu sapkın davranışları yayınlayacaklar, buradan gelir elde edecekler, daha sonraki süreçte “Kontrol ailede olsun" diyecekler. Ama dijital ortam zaten kontrolsüz bir yapıya sahip ve bunlar küresel ölçekli platformlar. Burada her türlü içerik, sapkın davranış, burada özgürlük adı altında yayınlanamaz, yayınlanmamalı" ifadelerini kullandı.

‘BU DİJİTAL PLATFORMLARIN ARKASINDA ÇOK SIKI LOBİLER VAR’

Çözüm önerilerinden söz eden Prof. Dr. Kırık, platformların hangi yollarla izleyicilerin hayatlarına tesir ettiklerini de anlattı. Prof. Dr. Kırık, "Bugün dijital platformlarda, tıpkı televizyon yayın kuruluşları gibi RTÜK tarafından sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Gerekirse bu içeriklere RTÜK tarafından Türkiye'de erişim engeli verilmelidir. Aksi takdirde bu okul hayatına çocuğun yansıyacak, aile hayatına çocuğun yansıyacak. Bu dijital platformların arkasında çok sıkı lobiler var. Böyle sapkın gruplar söz konusu. Bunlar özellikle dizilerin içerisine sübliminal mesaj verir gibi mutlaka o sapkın ya da LGBT karakterini sunuyorlar ve hatta dizinin böyle en sıcak, en samimi karakteri olarak bu karşımıza çıkıyor. Bu samimi karakter vasıtasıyla o çocuğa da bu dayatılmış oluyor" dedi.

'YASAL BİR ZEMİNİN OTURTULMASI ŞARTTIR’

Prof. Dr. Kırık, "Bu içerikler aracılığıyla çocukların sapkın davranışlara itilmesi korkarım ki ilerleyen yıllarda Türk aile yapısının bozulmasına sebebiyet verecek. Bu durum milli bir güvenlik sorunu oluşturacak. Aynı zamanda bu bizim kültürümüzün bozulması, ahlakımızın yozlaşmasına da sebebiyet verecek. O yüzden dijital platformlara yasal bir zeminin oturtulması şarttır. Ailelerin de bu noktada çok ciddi bir şekilde çocuklarını izlemesi, takip etmesi, davranış bozuklukları söz konusu oluyorsa, çocukta bağımlılık işaretleri görüyorlarsa mutlak surette bu dizilerin, filmlerin içerikleri takip edilmeli ve aile bu noktada sağlıklı ve sıcak iletişimle çocuğu o platformlardan uzaklaştırmalıdır" diye konuştu.

‘STRATEJİK BİR PLANLA KARŞI KARŞIYAYIZ’

Fatih Sultan Mehmet Vakıf üniversitesi öğretim üyesi İsmail Öz "Bu tip sapkın hareketler toplumu ifsat etmeye dönük, onun kafasını karıştırmaya, onun değerler manzumesindeki bütün yapısının vidalarını gevşetmeye, yapısını sökmeye dönük hareketler hep toplumun kategorik olarak, tabiri caizse özenilen, cazip duran, yüksek statülü, ekonomik olarak yüksek statülü semtlerinden, bölgelerinden bir statü aracı olarak sunuluyor. Bir düşünce size sunulurken bizim zannettiğimizden çok daha stratejik birtakım çabalarla, gayretlerle hesap edilmiş, planlanmış stratejik çabalarla sizin önünüze geliyorlar. Ve mesela bu fikri size sunarken bir akademisyenin, bir sanatçının, sevilen bir ismin üzerinden bunu size sunuyorlar. Tabiri caizse gençleri, daha henüz fikriyatı, zikri, mefkuresi oluşmamış, henüz daha karar aşamasında kendisini bir yere koyamamış, karakteri benliği oturmamış insanlara dönük, onların duygularına çok rahat erişebilecek, hitap edebilecek isimler üzerinden birtakım açıklamalarla bunu sizin hayatınıza sunuyorlar ve bunun kabulünü kolaylaştırıyorlar" dedi.

‘EĞER DUYGUSAL TEPKİ VERİRSENİZ BU HAREKETİ BÜYÜTÜRSÜNÜZ’

Öz, "Bu planlı ve programlılığa karşı eğer duygusal tepki verirseniz Allah korusun bu hareketi büyütürsünüz. Çünkü burada engellenme psikolojisi var ya, bir mağdur oluşturma psikolojisi, ne olursa olsun ‘bakın işte bize saldırıyorlar, bizi dışlıyorlar’ gibi bir duyguyla bu hareket ortaya çıktığında, stratejik bir harekat planı ortaya koymaz ve duygusal bir tepki ortaya koyarsanız bunu büyütürsünüz. Burada aynı noktada sizin de buna karşı çok stratejik planlar geliştirmeniz lazım. Bunun kötülüklerini, mahsurlarını, geleceğe dönük arızalarını ortaya koyarak, onun hayatında, toplumsal hayatta, ailesine dönük, değerlerine dönük nasıl bir tahribat yapacağının en iyi şekilde ortaya konması gerekiyor ve buna ikna edilmesi gerekiyor ki o gençler burada olmasınlar. Tepkisel bir harekete girerek aslında belki de hiç girmeyeceği bir işin içine girmemiş olsun" dedi.

‘EĞİTİM ÇOCUKLARIMIZ BU TEHLİKEYLE YÜZLEŞME NOKTASINA GELMEDEN VERİLMELİDİR'

Çocuklara ve gençlere yönelik eğitimlerin önemine dikkat çeken Öz, "Eğitim kriz anlarının işi değildir. Kriz ortamında eğitim olmaz. Dingin, herkesin algılarının açık, dinlemeye müsait, güvende olduğu bir ortamda verilebilir, yapılabilir. Bu çocuklarımızı daha bu tehlikeyle yüzleşme noktasına gelmeden aileden başlayarak bu çocuklarımıza bizim çok yüksek bir formasyonda kim olduklarını, nereden geldiklerini ve nereye gitmek istediklerini çok iyi anlatmak durumundayız. Ona sürekli ürettirecek olan, her zaman hayatta kalmasını sağlayacak olan şey burada. Bilgi, ilim, ahlak, edep değil mi? Onu saygın kılacak şeyler. Dolayısıyla bizim bu çocuklarımıza o saygınlığın nerede olduğunu çok iyi anlatmamız gerekiyor" diye konuştu.

'ÇOCUKLARLA DUYGU ZEMİNİNDE ANLAŞMAK ÇOK ÖNEMLİ'

Anne ve babaların sorumluluk bilincinde olmaları gerektiğini söyleyen Öz, ikinci aşamanın ise anne, baba çocuk üçgeni olduğunu aktardı. Öz, "Burada temel mesele anne babaların, evlat sahibi olmak isteyen anne babaların o evladını hangi risklerle ve hangi tehlikelerle dolu bir dünyaya getirecekleri konusundaki süper farkındalığı. Bu çok önemli. Bu bir sorumluluk, bundan kaçamayız. Okullarımız, hocalarımız, öğretmenlerimiz çok dikkatli olmak zorunda ve anne babayla okul arasındaki trafiğin, bağın çok güçlü olması lazım. Bu altın üçgense ve bu altın üçgen bir gelecek inşa etmek üzere kurulmuş bir üçgense, bir toplumun geleceğinin sağlıklı bir zeminde bu üçgende kurulabilmesi için hepsinin birbiriyle çok iyi anlaşabilmesi gerekiyor. En çok da duygu zemininde anlaşmaya bağlı. Eğer sen o çocuğun duygularını yakalayabiliyorsan, eğer çocuk sana şunu diyorsa, 'Ya, beni anlıyor.' Çocuklarımızla konuşacak duygu dilini çok iyi yakalamamız lazım gençlerle. Ancak o zaman belki işte bu tehlikelere giden yollardan kendimizi koruyabiliriz ve korunaklı hissedebiliriz" dedi.

'CİNSİYETSİZLEŞTİRME’ AKIMIYLA KARŞI KARŞIYA KALDIĞIMIZ AÇIK VE NET’

Avukat Lerzenur Asan Elik, "Bugünün dünyasında özellikle dijital platformlara baktığımızda ‘cinsiyetsizleştirme’ akımıyla karşı karşıya kaldığımızı aslında açık ve net bir şekilde görebiliriz. Tabii ki de kişi hak ve özgürlükleri çok önemli. Ama kişi hak ve özgürlüğünü kullanırken özellikle çocuk yaştaki bireylere ya da henüz kararını vermemiş kişilere, biyolojik cinsiyete aykırı davranışları özendirmesi, teşvik etmesi, bu yöndeki kararını etkilemesi aslında toplumsal bir mesele. Ama burada o yetişkin kararını uygularken özellikle çocuk yaştaki ya da ergen yaştaki bireyleri etkilemesi, cinsiyet tercihinde bir yönlendirmeye sebebiyet vermesi, bakınız bu artık bireysel bir hak ve özgürlük değil, bilakis toplumsal bir mesele olarak karşımıza çıkar ve tüm toplumun milli ve manevi değerlerine, aile yapısına bir tehdit oluşturur. Bu noktada tabii ki de devletin belirli şartlar ve sınırlar içerisinde bu noktadaki dijital platformlara ve dijital platformlar aracılığıyla sunulan içeriklere müdahale etme hakkı mutlaka olmalı."

'1 YILDAN 3 YILA KADAR HAPİS CEZASI ÖNGÖRÜLÜYOR'

Mevcut cezalardan ve yeni düzenlemelerden söz eden Av. Elik, "Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki Kanun'un 8’inci maddesi gereği hizmet sağlayıcılar zaten toplumun milli ve manevi değerlerine, ailenin korunması ilkesine ve genel ahlaka uygun yayın yapmak zorunda. Bunu ihlal etmesi halinde RTÜK idari para cezası uyguluyor üst sınırdan ya da katalogdan çıkarma kararı uyguluyor. Ama bireysel olarak kişilerin bu biyolojik cinsiyete aykırı davranışları övmesi, alenen teşvik etmesi ve özendirmesi şu an bir suç olarak düzenlenmemişti TCK kapsamında. Bu noktada Adalet Bakanlığı yeni bir düzenlemeye gidiyor. Biyolojik cinsiyete aykırı davranışları öven, alenen öven, teşvik eden, özendiren davranışlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olması öngörülüyor" dedi.