
Beyrut Limanı patlaması davasında 6 yıl sonra sona yaklaşıldı
Lübnan Yargıtay Başsavcısı 270 sayfalık mütalaasını mahkemeye sundu; yıl sonuna kadar iddianame hazırlanması bekleniyor.
Lübnan tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak kabul edilen Beyrut Limanı patlaması davasında kritik bir eşik aşıldı. Yargıtay Başsavcısı Muhammed Saab, yaklaşık 5 ayda hazırladığı 270 sayfalık mütalaasını 15 Eylül'de mahkemeye sundu. Beyrut Barosu bünyesindeki müdahil avukatlar bürosunun raportörü Avukat Şukri Haddad, mütalaanın teslim edilmesiyle dava dosyasında sona yaklaşıldığını açıkladı.
Patlama neydi, dava nasıl ilerledi?
4 Ağustos 2020'de Beyrut Limanı'ndaki bir depoda önce yangın çıktı, ardından tüm kenti sarsan büyük bir patlama meydana geldi. Yaklaşık 240 kişi hayatını kaybetti, 6 bin civarında kişi yaralandı, 300 bin kişi ise yerinden edildi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma, ülkedeki siyasi bölünmeler nedeniyle defalarca sekteye uğradı. Özellikle Hizbullah'ın 2021'de soruşturma hakiminin görevden alınmasını talep etmesinin ardından dava 2023'te tamamen durdu; o tarihe kadar yargılanan tüm tutukluların serbest bırakılmasına karar verildi.
Joseph Avn'ın 2025'in başında cumhurbaşkanı seçilmesi ve Nevvaf Selam hükümetinin kurulmasının ardından dava yeniden görülmeye başlandı. Mart 2026'da tamamlanan dava dosyası, esas hakkındaki mütalaa için Yargıtay Başsavcılığına iletildi.
Mütalaa ne içeriyor?
270 sayfalık mütalaada, 2 bin 750 ton ağırlığındaki amonyum nitratın 2013'te Beyrut Limanı'na ulaştırılmasından 12 numaralı depoya taşınmasına ve 2020'deki patlamaya uzanan süreç ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Haddad, mütalaanın gizli olduğunu ve yalnızca Yargıtay Mahkemesindeki avukatlar ile soruşturma hakiminin bu belgeye erişebildiğini belirtti. Davada aralarında siyasetçiler, güvenlik mensupları ve kamu görevlilerinin bulunduğu 70'ten fazla kişi hakkında suç isnadında bulunuluyor.
Eski cumhurbaşkanından şikayet
Mütalaanın sunulmasının ardından Lübnan'ın özel "Asas" sitesinde yer alan bir haberde, Başsavcılığın eski Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ı amonyum nitratın varlığından haberdar olmasına karşın gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle patlamadan doğrudan sorumlu tuttuğu ileri sürüldü. Avn, söz konusu iddiaların ardından 16 Eylül'de "iftira ve soruşturma gizliliğini ihlal" gerekçesiyle şikayetçi oldu. Avn, şikayet dilekçesinde bu tür haberlerin gerçek faillerin bilinmez hale getirilmesine ve yargı dışında kamuoyunda bir mahkumiyet ortamı oluşturulmasına zemin hazırladığını savundu.
Bundan sonraki adımlar
Haddad, yıl sonundan önce hazırlanması beklenen iddianamenin ardından duruşmaların başlayacağını ve dosyanın tamamının devlet güvenliğini ilgilendiren davalara bakmakla görevli en yüksek olağanüstü mahkeme niteliğindeki Yüksek Adalet Konseyine devredileceğini aktardı. Patlamada hayatını kaybedenlerin aileleri ise geçen 6 yıl boyunca sorumluların hesap vermesi talebinden vazgeçmedi.