
Husiler Babulmendeb Boğazı'nın kontrolünü ele geçirdi, 3 senaryo masada
Yemen'in batı kıyısında yaklaşık bir hafta süren çatışmaların ardından Husiler, 11 Eylül'de Babulmendeb Boğazı üzerindeki kontrolü tamamladı. Uzmanlar üç olası senaryoya dikkat çekiyor.
Bu haberi dinle — Husiler Babulmendeb Boğazı'nın kontrolünü ele geçirdi, 3 senaryo masada
İran destekli Husiler, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan stratejik Babulmendeb Boğazı üzerindeki kontrolü 11 Eylül'de tamamladı. Eylül 2026'nın başından itibaren Taiz ve Hudeyde vilayetlerinde yoğunlaştırılan kara, füze ve insansız hava aracı saldırılarının ardından Husiler, aralarında Muha kenti ve limanı ile stratejik adaların da bulunduğu bölgeleri ele geçirerek son yılların en kapsamlı askeri tırmanışlarından birini gerçekleştirdi.
Sahada hızla değişen dengeler
Hays, Huha, Vaziye ve Kedha eksenlerinde yaklaşık bir hafta süren çatışmalar, Yemen hükümet güçlerinin bazı bölgelerden çekilmesine ya da yeniden konuşlanmasına yol açtı. Hükümet güçleri, Husilerin ele geçirdiği mevzileri hava saldırılarıyla hedef aldığını ve karşı tarafa kayıplar verdirdiğini açıkladı. Çatışmalar nedeniyle batı kıyısındaki bazı bölgelerde sivillerin yerinden edildiği de bildirildi.
Üç kritik senaryo
Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi araştırmacısı Dr. Adil Duşeyla, Husilerin birden fazla cephede süregelen hükümet baskısı karşısında elde ettikleri kazanımları uzun vadede korumakta zorlanabileceğini belirtti. Duşeyla, Marib, El-Cevf, Beyda ve Taiz gibi bölgelerde yeni cephelerin açılmasının Husilerin ilerleyişini yavaşlatabileceğini ifade etti. Yemen Savunma Bakanlığı Danışmanı Tuğgeneral Muhammed el-Kumeym ise hükümet güçlerinin Muha ve çevresindeki bölgeleri geri almak için belirleyici bir karşı saldırı düzenleyeceğini öngördü; gecikmenin daha ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunarak 2018 Stockholm Anlaşması'na atıfta bulundu.
İkinci senaryoda çatışmanın bölgesel ve uluslararası boyuta taşınması ihtimali öne çıkıyor. Kumeym, Babulmendeb mücadelesinin artık yalnızca Yemen'le sınırlı olmadığını ve boğazın kontrolünün İran açısından stratejik bir hedef niteliği taşıdığını vurguladı. Meyyun ve Haniş adaları gibi deniz ulaşımı açısından kritik noktaların Husiler tarafından kontrol altına alınmasının küresel deniz güvenliği açısından yeni bir tablo oluşturduğuna dikkat çeken Kumeym, uluslararası toplumun bu durumu uzun süre kabullenmeyeceğini kaydetti.
Üçüncü senaryoya göre Husiler, Babulmendeb'i tamamen kapatmadan ya da uluslararası gemileri doğrudan hedef almadan batı kıyısındaki kazanımlarını kalıcı hale getirmeye çalışabilir. Duşeyla, bu yaklaşımın Suudi Arabistan üzerinde baskı kurmayı amaçlarken geniş çaplı bir uluslararası çatışmadan kaçınmayı hedeflediğini değerlendirdi. Araştırmacı, Husilerin hızlı bir askeri müdahaleyle bölgeden çıkarılmasının kısa vadede mümkün olmayabileceğini de sözlerine ekledi.
Bölgesel deniz ittifakı devrede
Suudi Arabistan, 30 Temmuz 2026'da aralarında Mısır, Türkiye, Pakistan ve Körfez ülkelerinin de bulunduğu 14 ülkenin katılımıyla deniz ulaşımının ve küresel enerji tedarik zincirlerinin güvenliğini korumaya yönelik çok uluslu savunma amaçlı bir deniz ittifakı kurulmasını onayladığını duyurmuştu. Uzmanlar, çatışmaların daha da tırmanması halinde bu ittifakın bölgesel anlaşmalar çerçevesinde devreye girebileceğini belirtiyor.