
Dünya Görme Günü: 2,2 milyar kişi görme bozukluğuyla yaşıyor
8 Ekim Dünya Görme Günü öncesinde uzmanlar, görme kayıplarının nedenlerini ve korunma yollarını anlattı; 1 milyar vakanın önlenebilir olduğu vurgulandı.
Bu haberi dinle — Dünya Görme Günü: 2,2 milyar kişi görme bozukluğuyla yaşıyor
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada en az 2,2 milyar kişi yakın veya uzak görme bozukluğuyla yaşıyor. Bu vakaların yaklaşık 1 milyarının önlenebilir ya da tedavi edilmemiş olduğu bildiriliyor. 8 Ekim Dünya Görme Günü'nün yaklaşmasıyla birlikte göz sağlığına dikkat çeken uzmanlar, erken tanı ve düzenli kontrolün önemine vurgu yaptı.
Görme kaybının başlıca nedenleri
Medicana Ataköy Hastanesi'nden Prof. Dr. Kazım Devranoğlu, görme bozukluğunun en sık nedenlerinin miyopi, hipermetropi, astigmatizma ve katarakt olduğunu belirtti. Diyabetik retinopati, glokom ve makula dejenerasyonunun da önemli etkenler arasında yer aldığını aktaran Devranoğlu, gözün retina ve optik sinir bölgesinin damar sistemiyle yakından ilişkili olduğunu, diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterolün bir arada bulunmasının retina hasarı riskini artırabileceğini söyledi. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi'nden Prof. Dr. Osman Şevki Arslan ise yaşla birlikte katarakt, göz tansiyonu ve sarı nokta hastalığının görülme sıklığının arttığını, ancak tüm görme sorunlarının yaşa bağlanamayacağını ifade etti.
Ekran kullanımı ve çocuklarda miyopi riski
Prof. Dr. Arslan, uzun süreli ekran kullanımının göz yorgunluğu, kuruluk ve geçici bulanıklığa yol açabileceğini, ancak yetişkinlerde kalıcı hasara neden olduğunun söylenemeyeceğini aktardı. Ofis çalışanları için "20-20-20 kuralı"nı öneren Arslan, 20 dakikalık ekran kullanımının ardından 20 saniye ara verilerek 6 metre uzağa bakılmasını tavsiye etti. Çocuklarda ise uzun süreli ekran maruziyeti ve kapalı ortamda kalmanın miyopi riskini artırdığını belirterek 2-5 yaş arasında günlük ekran süresinin yaklaşık 1 saatle sınırlandırılması gerektiğini vurguladı.
Beslenme ve göz sağlığı
Prof. Dr. Arslan, sebze ve meyveden zengin dengeli beslenmenin göz sağlığı açısından önemli olduğunu belirtti. Ispanak, brokoli, pazı, karalahana ve yaban mersini gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunan lutein ve zeaksantinin retina hasarını önlemeye yardımcı olduğunu, renkli sebze ve meyvelerin antioksidan, balığın ise omega-3 açısından değerli olduğunu söyledi. Takviyelerin herkese rutin olarak önerilmemesi gerektiğini, yalnızca belirli evredeki sarı nokta hastalarında kullanılabileceğini de ekledi.
Bilimsel gelişmeler ve yeni tedaviler
Prof. Dr. Devranoğlu, göz sağlığında umut vaat eden gelişmelere de dikkat çekti. ABD'de yaşa bağlı yakın görme bozukluğu için 10 saat etkili bir göz damlasının onaylandığını, ancak Türkiye'de henüz kullanılmadığını aktardı. PRIMA adlı implantla ilerlemiş kuru tip sarı nokta hastalarında anlamlı iyileşmeler bildirildiğini belirten Devranoğlu, gen tedavisinin kalıtsal retina hastalıklarında klinik bir seçeneğe dönüştüğünü ve CRISPR tabanlı çalışmaların da sürdüğünü vurguladı. Zayıflama ilaçlarında kullanılan semaglutid gibi GLP-1 etken maddelerinin ani görme kaybına yol açabilen NAION durumuyla ilişkisinin araştırıldığını, ancak sonuçların henüz kesin olmadığını da sözlerine ekledi.