<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Bir Söz</title>
    <link>https://www.sonbirsoz.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sonbirsoz.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Sonbirsoz© 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 00:03:38 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan 'aşırı sıcaklar' için uyarılar]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/saglik-bakanligindan-asiri-sicaklar-icin-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/saglik-bakanligindan-asiri-sicaklar-icin-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAĞLIK Bakanlığı, "Yaz aylarında yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi, yeterli sıvı tüketiminin sağlanması ve besin güvenliği kurallarına uyulması, sağlığın korunması açısından önem taşımaktadır" açıklamasını yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem nedeniyle vücut ısısı yükselmekte, metabolizma bu duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcak havaların etkisiyle artan terleme sonucunda başta sıvı olmak üzere mineral kayıpları yaşanabilmekte; buna bağlı olarak bayılma hissi, bulantı ve baş dönmesi gibi sağlık sorunları görülebilmektedir. Kronik hastalığı bulunan kişiler, küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerindeki bireyler, hamileler ve açık alanda çalışanlar sıcaklık değişimlerinden daha fazla etkilenmektedir. Bu dönemde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi, yeterli sıvı tüketiminin sağlanması ve besin güvenliği kurallarına uyulması, sağlığın korunması açısından önem taşımaktadır" denildi.</p>

<p>'YETERLİ MİKTARDA SU TÜKETİLMELİ'</p>

<p>Yaz aylarında gün boyunca yeterli miktarda su tüketilmesi gerektiği belirtilerek, "Su içmek için susama beklenmemelidir. Günlük su ihtiyacı, vücut ağırlığının her kilogramı için yaklaşık 35 mL olarak hesaplanabilmekte, bu miktar yetişkin bir birey için ortalama 2,5-3 litre su tüketimine karşılık gelmektedir. Sıvı ihtiyacının karşılanmasında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine yarım yağlı süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Ayrıca yaz aylarında egzersiz yapan bireylerin, egzersiz sırasında kaybedilen sıvının yerine konulması amacıyla yeterli miktarda su tüketmeleri önerilmektedir. Aşırı sıcaklardan korunmak amacıyla bol, hafif ve açık renkli giysiler tercih edilmeli, serinlemek için ılık duş yapılmalı, sıcağa bağlı hastalık belirtileri hissedildiğinde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır. Yaşamın her döneminde olduğu gibi yaz aylarında da yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunmasının temelini oluşturmaktadır. Günün en önemli öğünü olan kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzelere yer verilmeli, kafein içeren içecekler yerine yarım yağlı süt, meyve suyu ile ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir" ifadeleri kullanıldı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/saglik-bakanligindan-asiri-sicaklar-icin-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/07/closeup-shot-thermometer-beach-sand-2.jpg" type="image/jpeg" length="70118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Kontakt lensle havuza girmek görme kaybına yol açabiliyor’]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/kontakt-lensle-havuza-girmek-gorme-kaybina-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/kontakt-lensle-havuza-girmek-gorme-kaybina-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KONTAKT lensle suya girmenin kalıcı görme kaybına kadar ilerleyebilen ciddi göz enfeksiyonlarına yol açabileceğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Diclehan Ali Dicle, “Kontakt lens kullanan kişinin havuza, denize, duşa, saunaya, buhar banyosuna ya da jakuziye lensle girmemesi gerekiyor. Kontakt lens ve su bir araya gelmemeli. Kontakt lensle havuza girmek görme kaybına yol açabiliyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Yazın başlamasıyla birlikte havuz ve deniz sezonu açılırken Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Diclehan Ali Dicle, kontakt lens kullananlara uyarılarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Havuz, deniz, duş ve sauna gibi su ortamlarına lensle girmenin enfeksiyona neden olabileceğini belirten Op. Dr. Dicle, "Akantamoeba keratitinin nadir görülen ancak göz sağlığı açısından son derece tehlikeli bir enfeksiyon. Milyonda bir ila iki oranında görülüyor. Ancak tedavide gecikildiğinde göz nakline hatta göz kaybına kadar gidebilen ağır sonuçlar oluşturabiliyor” dedi. Türkiye’de her yıl yaklaşık 100 ila 150 kişinin bu enfeksiyondan etkilendiğini ifade eden Op. Dr. Dicle, hastalığın özellikle kontakt lens kullanan kişilerde görüldüğünü ifade etti.</p>

<p></p>

<p>‘KONTAKT LENS VE SU BİR ARAYA GELMEMELİ’</p>

<p>Enfeksiyon riskini artıran en önemli faktörün lensle su teması olduğunu belirten Op. Dr. Dicle, “Kontakt lens kullanan kişinin havuza, denize, duşa, saunaya, buhar banyosuna ya da jakuziye lensle girmemesi gerekiyor. Kontakt lens ve su bir araya gelmemeli” diye konuştu. Lenslerin musluk suyuyla temizlenmesi, gece lensle uyunması veya lensin uzun süre gözde tutulmasının da riski artırdığını belirtti.</p>

<p></p>

<p>‘ŞİDDETLİ AĞRI VE ANİ GÖRME AZLIĞIYLA BAŞLAYABİLİR’</p>

<p>Akantamoeba adlı mikroorganizmanın su ortamlarında yaygın bulunduğunu ifade eden Dr. Dicle, "Akantamoeba lensin oluşturduğu küçük yüzey çiziklerinden göze girerek ciddi hasara yol açabilir. Hasta kısa sürede çok şiddetli ağrı ve görme azalması yaşayabilir. Hastalığın nadir görülmesi nedeniyle tanıda gecikmeler yaşanabiliyor. Bu durum da korneada yaralara, göz delinmesine ve kalıcı görme kaybına neden olabiliyor" dedi.</p>

<p></p>

<p>‘LENSLE HİÇBİR SU ORTAMINA GİRİLMEMELİ’</p>

<p>Türkiye’de yüz binlerce kişinin kontakt lens kullandığını hatırlatan Dr. Dicle, özellikle yaz aylarında lens kullanıcılarının daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, “Kontakt lens kullananların bilmesi gereken en önemli konu, lensle hiçbir su ortamına girmemeleridir” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/kontakt-lensle-havuza-girmek-gorme-kaybina-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/07/fashion-portrait-caucasian-woman-bikini-blue-swimming-pool-vacation-coudy-day-natural-light.jpg" type="image/jpeg" length="54853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşa daha ücretsiz ilaç ve tıbbi destek sağlanacak]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/sigarayi-birakma-tedavisinde-1-milyon-vatandasa-daha-ucretsiz-ilac-ve-tibbi-destek-saglanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/sigarayi-birakma-tedavisinde-1-milyon-vatandasa-daha-ucretsiz-ilac-ve-tibbi-destek-saglanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, "Resmi Gazete’de yayımlanan yeni kararla, sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşımıza daha ilaç ve tıbbi destekleri tamamen ücretsiz ulaştıracağız" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Resmi Gazete’de yayımlanan yeni kararla, sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşımıza daha ilaç ve tıbbi destekleri tamamen ücretsiz ulaştıracağız. Sosyal güvencesi olsun ya da olmasın, bu bağımlılıktan kurtulmak isteyen her bir vatandaşımızın sonuna kadar yanındayız. Gelin, sağlıklı bir gelecek için bugün yeni bir başlangıç yapalım. Sigara Bırakma Polikliniklerimiz ve ALO 171 hattımızla yanınızda olmaya hazırız. Birlikte başaracağız" ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/sigarayi-birakma-tedavisinde-1-milyon-vatandasa-daha-ucretsiz-ilac-ve-tibbi-destek-saglanacak</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/07/front-view-bad-habit-concept.jpg" type="image/jpeg" length="44863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Toplumumuzun yüzde 65'i kilolu']]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/toplumumuzun-yuzde-65i-kilolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/toplumumuzun-yuzde-65i-kilolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, ''Toplumumuzun maalesef yüzde 65'i kilolu, hareketsiz yaşam ve kilo beslenme sorunlarımız risk altında. O nedenle biz de biliyorsunuz bir kampanya başlattık, 'Hareket yaşını öğren, sağlıklı yaşa' diye. Şu ana kadar 1 milyon 200 bin kişiyi hareket konusunda, kas kuvveti konusunda, yaşı konusunda fizyoterapistlerimize yönlendiriyoruz. Lütfen Sağlıklı Hayat Merkezlerine, aile hekimliklerine gidin'' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir dizi ziyaretler için Aksaray'a geldi. İlk olarak Aksaray Valiliği'ni ziyaret eden Bakan Memişoğlu, bakanlık olarak Aksaray'a yapılacak yatırımlara değindi. Aksaray'da 800 yataklı eğitim araştırma hastanesinin olduğunu kaydeden Bakan Memişoğlu, 300 yataklı yapılacak yeni hastanenin de inşaatına da en geç 6 ay içinde başlanacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından imzalanan İstanbul Bildirgesi'ne değinen Bakan Memişoğlu, ''Malum biliyorsunuz dün Dünya Sağlık Örgütü'nün İstanbul Bildirgesi'ni 40 ülkeyle beraber İstanbul'da imzalattık. Bu gerçekten çok değerli bir şey. Çünkü depremle ilgili Türkiye, dünyanın geçmişte maalesef acı yaşamış, ama aynı zamanda depremi çok iyi yönetmiş, çok iyi sağlık altyapısı olan bir ülkesi. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekten 6 Şubat depremlerinde büyük özveriyle hizmet etmiş, dünyaya örnek olmuş bir sağlık hizmeti sundu. Bunun neticesinde de dün İstanbul Bildirgesi, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 40 ülkenin imzaladığı, bildiri yayınlandı'' dedi.</p>

<p>'SAĞLIKLI KALMAK ÇOK ÖNEMLİ'</p>

<p>Bakan Memişoğlu, ''Sağlık Bakanlığımızın tesislerine sadece hasta olduğunuz için gitmeyin. Sağlık Bakanlığımıza, sağlıklı kalmak için de lütfen başvurun. Onun için Aile Sağlığı Merkezlerimiz, Sağlıklı Hayat Merkezlerimizin birinci basamak temel sağlık hizmetlerimiz sizin emrinizde. Toplum Sağlığı Merkezlerimizde dahi Türkiye'de sağlıklı yaşamı, sağlıklı kalmayı önemsememiz gerekir. Çünkü toplumumuzun maalesef yüzde 65'i kilolu, hareketsiz yaşam ve kilo beslenme sorunlarımız risk altında. O nedenle biz de biliyorsunuz bir kampanya başlattık. 'Hareket yaşını öğren, sağlıklı yaşa' diye. Şu ana kadar 1 milyon 200 bin kişiyi hareket konusunda, kas kuvveti konusunda, yaşı konusunda fizyoterapistlerimize yönlendiriyoruz. Lütfen Sağlıklı Hayat Merkezlerine, aile hekimliklerine gidin. Diyetisyen, psikolog, fizyoterapistlerin aynı zamanda kanser taramalarının ücretsiz yapıldığı hizmetlerimizden yararlanın. Biz sizin öncelikli olarak sağlıklı kalmanızı istiyoruz. Onun haricinde bugün Aksaray'da gördüğünüz gibi Türkiye sağlık hizmetleri kapsamında dünyanın en iyi sağlık hizmetlerini sunuyor. Bunun için de gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz ''diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/toplumumuzun-yuzde-65i-kilolu</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/07/women-holding-each-other-back-view.jpg" type="image/jpeg" length="43886"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus: Hantavirüs salgını sona erdi]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/dso-genel-direktoru-ghebreyesus-hantavirus-salgini-sona-erdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/dso-genel-direktoru-ghebreyesus-hantavirus-salgini-sona-erdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DÜNYA Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs salgınının sona erdiğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, Hollanda bandıralı ‘MV Hondius’ isimli yolcu gemisinde hantavirüse maruz kalan bir kişinin son temaslısının karantina süresini tamamladığını, testinin negatif çıktığını ve evine döndüğünü söyledi.</p>

<p></p>

<p>25 Mayıs'tan itibaren yeni vaka bildirilmediğini kaydeden Ghebreyesus, “Bu nedenle DSÖ'nün salgının sona erdiğini kabul ettiğini söylemekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Salgından kaynaklanan toplam vaka sayısı, 3 ölüm dahil 13 olarak kaldı. 33 ülke ile bölgedeki sağlık yetkilileri tarafından 650'den fazla temaslı tespit edildi ve izlendi. Salgın sona ermiş olsa da DSÖ, bu salgın ve genel olarak hantavirüs hakkındaki anlayışımızı geliştirmek için hükümetler ve ortaklarla çalışmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Ghebreyesus, Uluslararası Sağlık Tüzüğü doğrultusunda hantavirüsle ilgili müdahaleye destek veren tüm ülkelere bir kez daha teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/dso-genel-direktoru-ghebreyesus-hantavirus-salgini-sona-erdi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 19:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/07/55554-9.jpg" type="image/jpeg" length="21393"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/geleneksel-bitkisel-tibbi-urunler-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/geleneksel-bitkisel-tibbi-urunler-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GELENEKSEL Bitkisel Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<h4 id="ma_news-detail-card-title"></h4>

<p>Düzenleme ile geleneksel bitkisel tıbbi ürünlerin etkililik, güvenlilik ve kalite açısından taşıması gereken standartlar ile ruhsatlandırma süreçlerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler (GBTÜ) geleneksel kullanımı ve etkisi bilimsel verilerle kanıtlanmış beşeri tıbbi ürünlerdir. Bir bitkisel ürünün geleneksel bitkisel tıbbi ürün olarak kabul edilebilmesi için Türkiye’de veya Avrupa Birliği ülkelerinde en az 15 yıl, diğer ülkelerde ise en az 30 yıl süreyle kullanılmış olması gerekmektedir. Bu süreye dayalı deneyimle ürünün belirtilen şartlarda etkili ve güvenli olduğunun kabul edilmesi ‘geleneksel kullanım’ olarak ifade ediliyor. Yeni yönetmelik ile GBTÜ tanımları Avrupa Birliği (AB) mevzuatıyla uyumlu olacak şekilde güncellendi.</p>

<p>GBTÜ’LERDE REKLAM, TANITIM VE ÜRETİM SÜREÇLERİNDE YENİ KILAVUZ DÜZENLENECEK</p>

<p>Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinin ardından, GBTÜ’lere yönelik reklam ve tanıtım faaliyetlerinin usul ve esaslarını belirleyecek kılavuz ile bu ürünlere özgü İyi İmalat Uygulamaları (GMP) kılavuzunun hazırlanmasına yönelik çalışmalar hız kazanacak. Söz konusu kılavuzların yayımlanmasıyla birlikte, ürünlerin üretiminden, reklam ve tanıtımına kadar tüm süreçlerin kalite, güvenlilik ve etik ilkeler doğrultusunda düzenlenmesi hedeflenecek.</p>

<p>TIBBİ BİTKİ MONOGRAFLARI REFERANS ALINACAK</p>

<p>Ruhsat başvurularında kullanılmak üzere Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan tıbbi bitki monografları referans olarak kabul edilecek. Bu monograflar; bitkinin adı, kullanılan kısmı, endikasyon, doz ve kullanım şekli, güvenlilik uyarıları ve etkileşimler gibi temel bilgileri içerecek. Yayımlanan yönetmelik ile birlikte geleneksel bitkisel tıbbi ürünlere yönelik başvuru sistemi daha kapsayıcı hale getirilecek. Farklı kullanım geçmişleri ve bilimsel veriler dikkate alınarak başvuru türleri çeşitlendirilecek ve böylelikle kaliteli, etkili ve güvenli Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünlerin sayısının artırılması amaçlanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geleneksel bitkisel tıbbi ürünlerde ruhsatlı ürün sayısının artması bekleniyor</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış geleneksel bitkisel tıbbi ürünlere ilişkin güncel liste, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun resmî internet sitesi olan “www.titck.gov.tr” üzerinden kamuoyu ile paylaşılacak. Halihazırda 45 adet ürün ruhsatlandırılmış olup, yeni yönetmelik ile getirilen düzenlemeler sayesinde başvuru ve değerlendirme süreçlerinin daha etkin hale gelmesi ve bu sayının ilerleyen dönemde artması öngörülüyor.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/geleneksel-bitkisel-tibbi-urunler-yonetmeligi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/07/phytotherapy-still-life-top-view.jpg" type="image/jpeg" length="75610"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından anne adaylarına yaz tatili uyarıları]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/uzmanindan-anne-adaylarina-yaz-tatili-uyarilari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/uzmanindan-anne-adaylarina-yaz-tatili-uyarilari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ANNE adaylarının deniz ve havuza girmesinin güvenli olup olmadığı hakkında bilgi veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Semavi Kurt, “Riskli bir gebelik söz konusu değilse yüzme anne ve bebek sağlığı açısından faydalıdır” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Sıcak havalarda serinlemek isteyen anne adayları deniz ve havuza girmenin gebelikte risk oluşturup oluşturmadığını merak ediyor. Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Semavi Kurt, gebelikte yüzmenin önerilen bir aktivite olduğunu ancak özellikle ilk ve son üç ayda dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>‘YÜZME GEBELİKTE ÖNERİLEN SPORLARDAN BİRİ’</p>

<p>Gebelik döneminde yüzmenin birçok faydası bulunduğunu belirten Dr. Kurt, “Risk faktörü bulunmayan gebelerde yüzme, önerdiğimiz spor aktivitelerinden biridir. Yüzme; sırt ve bel ağrılarını azaltır, kasları güçlendirir, stresi azaltır, uyku düzenine katkı sağlar ve kan dolaşımını artırarak bebeğin oksijenlenmesine destek olur. Haftada 3-4 gün, yaklaşık 30 dakikalık yüzme anne adayları için faydalı olabilir” dedi.</p>

<p></p>

<p>‘İLK VE SON ÜÇ AYDA DOKTOR GÖRÜŞÜ ÖNEMLİ’</p>

<p>Gebeliğin bazı dönemlerinde daha dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Dr. Kurt, “Özellikle gebeliğin ilk üç ayında düşük riski bulunan hastaların, son üç ayında ise erken doğum riski taşıyan anne adaylarının denize veya havuza girmeden önce mutlaka takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışması gerekiyor” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>‘DENİZ, HAVUZA GÖRE DAHA GÜVENLİ OLABİLİR’</p>

<p>Deniz ve havuz arasında tercih yapılacaksa denizin daha avantajlı olabileceğini belirten Dr. Kurt, “Her iki imkan da varsa öncelikli tercihimiz denizdir. Havuz suyu daha durgun olduğu için enfeksiyon riski denize göre biraz daha yüksektir. Ancak havuz kullanılacaksa temizliğinin düzenli yapıldığından, pH ve klor seviyelerinin kontrol edildiğinden emin olunmalıdır” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>‘ISLAK MAYOYLA BEKLEMEYİN’</p>

<p>Enfeksiyon riskini azaltmak için bazı kurallara dikkat edilmesi gerektiğini belirten Dr. Kurt, “Yüzmeden önce ve sonra mutlaka duş alınmasını öneriyoruz. Islak mayo ile uzun süre kalmak enfeksiyon riskini artırabilir. Ayrıca güneş altında uzun süre kalınacaksa şapka, güneş gözlüğü ve gebelikte kullanıma uygun güneş koruyucu ürünler tercih edilmelidir” dedi.</p>

<p></p>

<p>‘TEK BAŞINA YÜZMEYİN’</p>

<p>Yüzme sırasında sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kurt, “Sıcak havalarda bol sıvı almak çok önemlidir. Ayrıca gebelikte zaman zaman kas krampları gelişebileceği için anne adaylarının mümkünse tek başına yüzmemesini öneriyoruz. Basit önlemlerle hem güvenli hem de keyifli bir yaz tatili geçirmek mümkün” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/uzmanindan-anne-adaylarina-yaz-tatili-uyarilari</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/pretty-pregnant-woman-near-sea.jpg" type="image/jpeg" length="42065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Birkaç saniyelik cesaret, bir ömür sürecek felçle sonuçlanabilir']]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/birkac-saniyelik-cesaret-bir-omur-surecek-felcle-sonuclanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/birkac-saniyelik-cesaret-bir-omur-surecek-felcle-sonuclanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YAZ aylarında serinlemek için denize, göle veya havuza yapılan balıklama atlayışların, saniyeler içinde yaşamı tamamen değiştirebilecek sonuçlara yol açabildiğini söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, özellikle derinliği bilinmeyen ya da dibi görülemeyen alanlara yapılan kontrolsüz atlayışlar, boyun omurgası ve omurilik yaralanmalarının en önemli nedenleri arasında yer aldığını dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Op. Dr. Balkan, yaz aylarında artış gösteren bu yaralanmaların çoğunun önlenebilir olduğuna dikkat çekerek "Birkaç saniyelik cesaret gösterisi ya da dikkatsizlik, kişinin tüm yaşamını değiştirebiliyor. Bu nedenle suya girmeden önce alınacak basit önlemler hayati önem taşıyor" dedi.</p>

<p></p>

<p>Balıklama atlamalarda en sık boyun omurlarında kırık, çıkık ve omurilik hasarı görüldüğünü belirten Medicana Çamlıca Hastanesi'nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, literatüre göre bu yaralanmaların yaklaşık yüzde 90'ının servikal bölgede, yani boyun omurgasında meydana geldiğini söyledi. Başın suyun tabanına ya da su altında fark edilmeyen sert bir cisme çarpmasının boyun omurlarında ciddi hasara yol açabildiğini ifade eden Op. Dr. Balkan, hastaların önemli bölümünün şiddetli boyun ağrısı, hareket kısıtlılığı ile kol ve bacaklarda uyuşma şikayetiyle hastaneye başvurduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>Daha ağır olgularda ise omurilik yaralanmasına bağlı kısmi ya da tam felç gelişebildiğini aktaran Op. Dr. Balkan, yapılan çalışmalarda hastaların yaklaşık yarısında hastaneye başvuru sırasında nörolojik kayıp saptandığını söyledi. Yaz aylarında artış gösteren bu yaralanmaların büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Balkan, “Bu yaralanmaların en üzücü tarafı, neredeyse tamamının önlenebilir olmasıdır. Birkaç saniyelik cesaret gösterisi ya da dikkatsizlik, kişinin tüm yaşamını değiştirebilir. Suya girmeden önce alınacak basit önlemler ise hayat kurtarabilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>'HAYAT BİR ANDA TAMAMEN DEĞİŞEBİLİR'</p>

<p>Boyun omurgasında meydana gelen omurilik yaralanmalarının insan vücudunda en ağır sonuçlara neden olabilen travmalar arasında yer aldığını ifade eden Op. Dr. Balkan, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bu hastalar yürüyemeyebilir, ellerini kullanamayabilir, kendi bakımını sürdüremeyebilir ve çalışma hayatından uzak kalabilir. Kol ve bacak hareketleri, dokunma hissi ile mesane ve bağırsak kontrolü en sık etkilenen fonksiyonlar arasındadır. Daha üst seviyedeki omurilik yaralanmalarında ise solunum kasları da etkilenebilir ve hasta solunum cihazına bağımlı hale gelebilir."</p>

<p></p>

<p>Tedavinin yaralanmanın şiddetine göre değiştiğini belirten Op. Dr. Balkan, omurilik üzerindeki baskının erken dönemde kaldırıldığı bazı hastalarda önemli düzelmeler görülebildiğini ancak omurilik dokusunun ciddi hasar gördüğü durumlarda kayıpların tamamen geri döndürülemediğini ifade ederek, "Omurilik, günümüzde tamamen onarılabilen bir doku değildir. Bu nedenle oluşabilecek hasarın önlenmesi, tedavisinden çok daha değerlidir" dedi.</p>

<p></p>

<p>'GENÇ ERKEKLER DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA'</p>

<p>Balıklama atlamaya bağlı yaralanmaların en sık genç erişkinlerde görüldüğünü söyleyen Op. Dr. Balkan, araştırmalarda yaralanan hastaların büyük çoğunluğunu 20-30 yaş arasındaki erkeklerin oluşturduğunu belirtti. Özellikle arkadaş ortamında yapılan cesaret gösterileri ile sosyal medyada görülen yüksekten atlama videolarının gençleri risk almaya yönlendirebildiğine dikkat çeken Op. Dr. Balkan, "Videolarda görülen ortamlar kontrollü olabilir. Ancak gerçek hayatta suyun derinliği, zeminin yapısı ya da su altında kaya, beton blok ve metal gibi engeller bulunup bulunmadığı çoğu zaman bilinmez. Kontrolsüz yapılan tek bir atlayış bile geri dönüşü olmayan sonuçlara neden olabilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Yaz aylarında özellikle iskelelerden, kayalıklardan ve teknelerden yapılan kontrolsüz atlayışların ciddi risk oluşturduğunu belirten Op. Dr. Balkan, vakaların yaklaşık yüzde 90'ının mayıs-eylül döneminde meydana geldiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>'İLK MÜDAHALEDE YAPILAN YANLIŞLAR FELCE NEDEN OLABİLİYOR'</p>

<p>Suya atlama sonrasında boyunda şiddetli ağrı, boynu hareket ettirememe, kol veya bacaklarda uyuşma, güç kaybı, denge bozukluğu, bilinç bulanıklığı ya da nefes almada güçlük gibi belirtilerin ciddi omurga yaralanmasına işaret edebileceğini belirten Op. Dr. Balkan, olay yerindeki ilk müdahalenin büyük önem taşıdığını söyledi. "En sık yapılan hata yaralıyı hemen ayağa kaldırmaya veya yürütmeye çalışmaktır" diyen Op. Dr. Balkan, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p></p>

<p>"Boyun ve baş mümkün olduğunca sabit tutulmalı, yaralı gereksiz yere döndürülmemeli veya çekiştirilmemelidir. Omurganın hareket etmesi en aza indirilmeli, 112 Acil Sağlık ekipleri vakit kaybetmeden aranmalıdır. İlk travmada omurilik tamamen kopmamış olsa bile bilinçsiz taşıma teknikleri, kalan sağlam sinir dokularına zarar verebilir. İyi niyetle yapılan yanlış bir hareket, ilk anda oluşan omurilik hasarını geri dönüşü olmayan bir felce dönüştürebilir."</p>

<p></p>

<p>'İYİ YÜZME BİLİYORUM DÜŞÜNCESİ KORUMUYOR'</p>

<p>Toplumda doğru sanılan bazı bilgilerin de risk oluşturduğunu belirten Op. Dr. Balkan, "İyi yüzme biliyorum, bana bir şey olmaz" düşüncesinin yanlış olduğunu söyledi. "Bu yaralanmaların temel nedeni boğulma değil travmadır" diyen Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, çok iyi yüzme bilen kişilerin de boyun kırığı ve omurilik yaralanması yaşayabileceğini ifade etti. Her boyun kırığının felçle sonuçlanmadığını ancak olay yerinde bunun ayırt edilemeyeceğini belirten Op. Dr. Balkan, kaza sonrasında ağrı olmasa bile omurga yaralanmasının bulunabileceğini söyleyerek "Özellikle uyuşma, güçsüzlük ve hareket kısıtlılığı gibi belirtilerin varlığında mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor" dedi.</p>

<p></p>

<p>Balıklama atlamaya bağlı boyun omurgası yaralanmalarının en çarpıcı özelliğinin, tamamen sağlıklı ve genç bireylerde görülmesi olduğunu belirten Op. Dr. Balkan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p></p>

<p>" Yaz aylarında suya girmeden önce yalnızca birkaç saniye ayırıp derinliği kontrol etmek, bir insanın geleceğini değiştirebilir. Unutulmamalıdır ki, bazı kazalar birkaç saniyede yaşanır; sonuçları ise ömür boyu sürer."</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/birkac-saniyelik-cesaret-bir-omur-surecek-felcle-sonuclanabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/man-jumping-water-close-up.jpg" type="image/jpeg" length="45609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Ütük: Küresel iklim değişikliği kene popülasyonunu artırdı]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/prof-dr-utuk-kuresel-iklim-degisikligi-kene-populasyonunu-artirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/prof-dr-utuk-kuresel-iklim-degisikligi-kene-populasyonunu-artirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ADANA'da Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Armağan Erdem Ütük, küresel iklim değişikliği ve bilinçsiz ilaç kullanımının kene popülasyonunu artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="P R O F. D R. U T U K K U R E S E L I K L I M D E G I S I K L I G 1372860 407617" height="734" src="https://sonbirsozcom.teimg.com/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/p-r-o-f-d-r-u-t-u-k-k-u-r-e-s-e-l-i-k-l-i-m-d-e-g-i-s-i-k-l-i-g-1372860-407617.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1100" /></p>

<p><img alt="P R O F. D R. U T U K K U R E S E L I K L I M D E G I S I K L I G 1372857 407617" height="734" src="https://sonbirsozcom.teimg.com/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/p-r-o-f-d-r-u-t-u-k-k-u-r-e-s-e-l-i-k-l-i-m-d-e-g-i-s-i-k-l-i-g-1372857-407617.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1100" /></p>

<p></p>

<p>Yaz mevsiminin gelmesi ile kene ve buna bağlı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı riski açısından uyarılarda bulunan ÇÜ Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Armağan Erdem Ütük, kenelerin tropik ve subtropik iklime sahip bölgelerde yaşayan ve tüm gelişme dönemlerinde kan emmek zorunda olan canlılar olduğunu belirtti. Sıcaklık ve nemin kenelerin yaşam döngülerindeki en önemli faktör olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ütük, Türkiye'de son yapılan çalışmalara göre 50’nin üzerinde kene türü olduğunu belirterek, popülasyonundaki artışın nedenlerini anlattı.</p>

<p>KEMİRGENLER DE KENELERİN GELİŞİMİ DESTEKLİYOR</p>

<p>Küresel iklim değişikliğine bağlı ısınma nedeniyle kene popülasyonunda artış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Armağan Erdem Ütük, "Isınmaya bağlı olarak kenelerin aktivasyon süreçleri erken başlayıp, geç sonlanmaktadır. Bu da yıl içerisindeki nesil sayılarının ve genel popülasyonunun artmasına sebep olmaktadır. Bir diğer nedense yoğun ve bilinçsiz şekilde ilaç kullanımıdır. Akarisitler, kenegillerin bulunduğu gruptaki canlıları öldüren ilaçlardır. Bunların veteriner hekim önerisi dışında yoğun ve bilinçsiz kullanımı kenelerde direnç gelişimine neden oluyor. Dolayısıyla bir sonraki dönemde keneleri öldürmüyor. Bunların dışında orman arazilerinin kesilip tarıma açılması, buradaki çayır ve meraların artmasına, dolayısıyla kemirgen sayılarının artmasına yol açıyor. Kemirgenler de kenelerin gelişim dönemini destekleyen canlılar olduğu için bu da kene popülasyonunu artırmaktadır” diye konuştu.</p>

<p>'RİSKLİ BÖLGELERDE PİKNİK VE MANGAL YAPMAKTAN KAÇINILMALI'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kene ve buna bağlı hastalıklardan korunmak için alınabilecek bireysel önlemleri sıralayan Prof. Dr. Ütük, "Öncelikle kişiler, kene popülasyonunun yoğun olabileceği riskli bölgelerde piknik ve mangal yapmaktan kaçınmalıdır. Ama bu bölgelere girmek durumunda kalan tarım işçileri, avcılar, kampçılar, çobanlar ve veteriner hekimlerimiz var. Onlar da uzun kollu gömlek, pantolon, açık renkli kıyafetler, kapalı ayakkabı giymeli ya da pantolon paçalarının çorap içine sokulması gerekiyor. Arazide bulunulduğu dönemlerde 1-2 saatte bir ya da eve dönüldüğünde kişinin kendisini kontrol etmesi, otların üzerine direk oturmaktan kaçınılması, patikadan yürünüyorsa patika ortasından gidilmesi kene temasını azaltacak önlemlerdir. Bu gibi bireysel önlemlere dikkat edilmesi hastalık oranını düşürecektir" dedi.</p>

<p>KENE ÜZERİNE ATEŞ UYGULAMAK RİSKİ ARTIRIYOR</p>

<p>Kene ısırması durumunda halk arasında yapılan yanlış uygulamalardan bahseden Prof. Dr. Ütük, "Kene ısırdığında halk arasında 'üzerine ateş basma' ya da birtakım kimyasal maddeler kullanma gibi yanlış uygulamalar yapılabiliyor. Aslında bunlar riski artırıyor. Çünkü bunlarla temas eden kene kusma davranışı göstererek, vücuda daha çok patojen salmasına neden oluyor. Önemli olan nokta, kenenin vücuttan en kısa sürede çıkarılmasıdır. Piyasada kene çıkarma aletleri var. Bunlara ulaşılamıyorsa halkın panik yapmasına gerek yok, vatandaş bunu kendisi de çıkarabilir. İnce uçlu bir cımbızla kenenin konağa tutunduğu en yakın yerden; kıvrılmadan ve birkaç çekme hareketi yaptıktan sonra dik bir şekilde çıkarılması sağlanabilir. Önemli olan kene ile el arasına bariyer koymaktır. Bir eldiven ya da plastik bir poşet kullanarak kene çıkarılabilir. Sonrasında keneyi atmadan muhafaza ederek, sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/prof-dr-utuk-kuresel-iklim-degisikligi-kene-populasyonunu-artirdi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/p-r-o-f-d-r-u-t-u-k-k-u-r-e-s-e-l-i-k-l-i-m-d-e-g-i-s-i-k-l-i-g-1372855-407617.jpg" type="image/jpeg" length="71589"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli, Malatya'da yapıldı]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MALATYA İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde, dünyanın ilk eş zamanlı 8'li çapraz karaciğer nakli gerçekleştirildi. Dev operasyon ile ilgili konuşan Prof. Dr. Sezai Yılmaz, "Yaklaşık 22 saat süren, oldukça yorucu bir süreçti ancak tüm hastalarımızın durumunun iyi olması bizim için en büyük mutluluk" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="D U N Y A N I N I L K 8 L I C A P R A Z K A R A C I G E R N A K L I 1365268 405315" height="619" src="https://sonbirsozcom.teimg.com/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/d-u-n-y-a-n-i-n-i-l-k-8-l-i-c-a-p-r-a-z-k-a-r-a-c-i-g-e-r-n-a-k-l-i-1365268-405315.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1100" /></p>

<p><img alt="D U N Y A N I N I L K 8 L I C A P R A Z K A R A C I G E R N A K L I 1365277 405315" height="619" src="https://sonbirsozcom.teimg.com/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/d-u-n-y-a-n-i-n-i-l-k-8-l-i-c-a-p-r-a-z-k-a-r-a-c-i-g-e-r-n-a-k-l-i-1365277-405315.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1100" /></p>

<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü'nde, organ nakli alanında dünya tıp literatürüne girecek dev bir operasyona daha imza attı. Karaciğer nakli bekleyen ve uygun bağışçısı bulunmayan hastalar için umut olan çapraz nakil sistemi ile aynı anda gerçekleştirilen 16 ameliyat sonucunda dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer nakli başarıyla tamamlandı. Farklı ailelerden gelen 8 verici ve 8 alıcının katıldığı bu dev operasyon, yaklaşık 22 saat sürdü.</p>

<p>PROF. DR. YILMAZ: BU BAŞARI, TÜM EKİBİMİZİN BAŞARISIDIR</p>

<p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, dünyada ilk kez gerçekleştirilen 8'li çapraz nakli ile ilgili konuştu. Amaçlarının rekor değil, hastalara çare olmak olduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, "Bizim buradaki tek bir amacımız vardı; o da çapraz havuzda bekleyen ve durumu son derece sıkıntılı olan hastalarımıza çare olmak. Bu hastalardan iki tanesi belki bir hafta daha bekleyemeyecek durumdaydı. Bir diğeri ise karaciğer komasına girmek üzereydi. Bu üç hastanın eşleşmesinin çıktığı tek seçenek 8'li bir modeldi. Bu nedenle bu operasyonu yapmak zorunda kaldık. Yoksa kurum olarak 'dünya rekoru kıralım' gibi bir derdimiz hiç olmadı. Karaciğer Nakil Enstitüsü olarak sadece 8’li değil, 9’lu ve 10’lu çapraz nakilleri de yapabilecek ekibe ve donanıma sahibiz. Yaklaşık 22 saat süren, oldukça yorucu bir süreçti ancak tüm hastalarımızın durumunun iyi olması bizim için en büyük mutluluk. Bu başarı sadece bir kişinin değil, multidisipliner bir anlayışla çalışan tüm ekibimizin başarısıdır. Bir devlet üniversitesinde bunu başarmış olmak, hastalarımızı yeniden hayata döndürmek bizim için her şeyden daha önemli. Malatya, bu alanda küresel bir merkez haline geldi. Daha önce de 4'lüden 7’liye kadar dünyada ilk olan çapraz nakilleri gerçekleştirdik. Bu yöntemin organ bekleyen binlerce hasta için en güçlü alternatiflerden biri oldu" dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/dunyanin-ilk-8li-capraz-karaciger-nakli-malatyada-yapildi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/d-u-n-y-a-n-i-n-i-l-k-8-l-i-c-a-p-r-a-z-k-a-r-a-c-i-g-e-r-n-a-k-l-i-1365265-405315.jpg" type="image/jpeg" length="37738"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan: 32 ilacı geri ödeme listesine aldık]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/bakan-isikhan-32-ilaci-geri-odeme-listesine-aldik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/bakan-isikhan-32-ilaci-geri-odeme-listesine-aldik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÇALIŞMA ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="B A K A N I S I K H A N 32 I L A C I G E R I O D E M E L I S T E 1358691 403407" height="1448" src="https://sonbirsozcom.teimg.com/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/b-a-k-a-n-i-s-i-k-h-a-n-32-i-l-a-c-i-g-e-r-i-o-d-e-m-e-l-i-s-t-e-1358691-403407.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1100" /></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Işıkhan, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Sosyal Güvenlik Kurumumuz aracılığıyla 32 ilacı daha geri ödeme listesine aldık. 21'i yerli üretim olan ilaçlar ile sağlıkta yerli ve milli kapasitemizi güçlendiriyor, vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmasını kolaylaştırıyoruz. İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni ediyor, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür diliyorum" dedi.</p>

<p>Geri ödemi listesine dahil edilen ilaçlardan 1'nin kanser tedavisinde kullanılan akıllı ilaç, 3'ünün kanama tedavisinde, 3'ünün diyabet tedavisinde, 1'inin de KOAH tedavisinde kullanılan akıllı ilaç olduğu belirtildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/bakan-isikhan-32-ilaci-geri-odeme-listesine-aldik</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/ilac-9.png" type="image/jpeg" length="65607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kene ısırığında en büyük tehlike yanlış müdahale']]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/kene-isiriginda-en-buyuk-tehlike-yanlis-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/kene-isiriginda-en-buyuk-tehlike-yanlis-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KENE çıkarılırken yapılan yanlış uygulamaların hastalık bulaşma riskini artırabileceğine değinen Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Yıldız, “Kenenin üzerine kolonya, alkol, gaz yağı, aseton veya deterjan dökülmemelidir. Bu tür uygulamalar kenenin taşıdığı mikropları insan vücuduna kusmasına neden olabilir. Ayrıca kenenin üzerine sigara basılması, ateş tutulması, çıplak elle ezilmesi veya patlatılması da mikrobun insana bulaşma riskini artırmaktadır” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle kene vakalarında da artış yaşanıyor. Özellikle kırsal alanlarda zaman geçiren vatandaşları uyaran İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi'nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Fatih Yıldız, kene ısırıklarının basit bir cilt problemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, yanlış müdahalelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Kenelerin birçok farklı mikroorganizmayı taşıyabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Yıldız, bu canlıların insanlara bulaştırdığı hastalıkların bazı durumlarda ölümcül seyredebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>‘KENE ISIRIĞI CİDDİ HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİYOR’</p>

<p>Kenenin kan emerek beslenen bir canlı olduğunu belirten Uzm. Dr. Yıldız, “Keneler farklı mikropları taşıyabilir. Vücuda tutunan keneler taşıdıkları mikropları insanlara ve hayvanlara bulaştırabilir. Bu mikroplar insanlarda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Lyme hastalığı, tularemi, kene kaynaklı beyin iltihabı ve Q ateşi gibi birçok hastalığa yol açabilmektedir” diye konuştu.</p>

<p>‘TOKAT, SİVAS, ÇORUM, AMASYA, YOZGAT, ERZİNCAN VE ERZURUM’DA RİSK YÜKSEK’</p>

<p>Kenelerin doğada yaygın olarak bulunduğunu kaydeden Uzm. Dr. Yıldız, uygun sıcaklık ve nem koşullarında çoğaldıklarını söyleyerek şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Keneler özellikle Nisan ve Ekim ayları arasında daha sık görülmektedir. Ülkemizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi açısından risk taşıyan keneler daha çok Tokat, Sivas, Çorum, Amasya, Yozgat, Erzincan ve Erzurum çevresinde görülmektedir. Ancak iklim değişikliği, kuş göçleri ve hayvan ticareti nedeniyle farklı bölgelerde de karşımıza çıkabilmektedir.”</p>

<p>‘EN ÇOK KULAK ARKASI VE KOLTUK ALTINA TUTUNUYOR’</p>

<p>Kenelerin insan vücudunda belirli bölgelere yerleşmeyi tercih ettiğini dile getiren Uzm. Dr. Yıldız, “Keneler genellikle derinin daha ince ve nemli olduğu kulak arkası, koltuk altı, kasık bölgesi, diz arkası, göbek çevresi ve saçlı deri gibi bölgelere tutunmaktadır” dedi.</p>

<p>‘BU BELİRTİLER GÖRÜLÜRSE DİKKAT’</p>

<p>Kene tutunmasını takip eden günlerde bazı belirtilerin ortaya çıkabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Yıldız, “Kene yapışmasını takip eden 10-14 gün içerisinde yüksek ateş, titreme, şiddetli baş ağrısı, yaygın kas ve eklem ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, vücutta döküntü veya morluklar ile burun ve diş eti kanamaları görülebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>‘KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ HAYATİ RİSK TAŞIYOR’</p>

<p>Türkiye'de en çok endişe yaratan hastalıklardan birinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Yıldız, “Hastalığın yaygın olduğu bölgelerde yaşayan kenelerin virüsü taşıma ihtimali yüksektir. Hastalık geliştiğinde ölüm riski bulunan ciddi bir enfeksiyon tablosu ortaya çıkabilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>‘KENENİN ÜZERİNE KOLONYA DÖKMEYİN’</p>

<p>Kene çıkarılırken yapılan yanlış uygulamaların hastalık bulaşma riskini artırabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Yıldız, “Kenenin üzerine kolonya, alkol, gaz yağı, aseton veya deterjan dökülmemelidir. Bu tür uygulamalar kenenin taşıdığı mikropları insan vücuduna kusmasına neden olabilir. Ayrıca kenenin üzerine sigara basılması, ateş tutulması, çıplak elle ezilmesi veya patlatılması da mikrobun insana bulaşma riskini artırmaktadır” açıklamasında bulundu.</p>

<p>‘KENE NE KADAR ERKEN ÇIKARILIRSA RİSK O KADAR AZALIR’</p>

<p>Kene fark edildiğinde mümkün olan en kısa sürede çıkarılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Yıldız, “Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalık bulaşma riski de o kadar azalır. Tercihen sağlık kuruluşlarında ince uçlu cımbız veya özel kene çıkarma aparatlarıyla alınmalıdır. Zorunlu durumlarda ise çıplak elle temas edilmeden, kene ezilip parçalanmadan çıkarılmalıdır. Sonrasında bölge sabunlu suyla yıkanmalı ve uygun şekilde temizlenmelidir” dedi.</p>

<p>‘AÇIK RENK GİYSİLER TERCİH EDİLMELİ’</p>

<p>Kene tutunmasını önlemek için alınabilecek basit önlemlerin büyük önem taşıdığına değinen Uzm. Dr. Yıldız, “Köy, bağ, bahçe, tarla ve ormanlık alanlara giderken açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Böylece keneler daha kolay fark edilebilir. Kolları ve bacakları kapatan giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı ve uygun kene kovucu ürünler kullanılmalıdır” dedi.</p>

<p>‘ÇOCUKLAR VE EVCİL HAYVANLAR DAHA FAZLA RİSK ALTINDA’</p>

<p>Çocukların doğayla daha fazla temas etmesi nedeniyle risk grubunda yer aldığını belirten Uzm. Dr. Yıldız, “Çocuklar ot ve çalılara daha sık temas eder. Ayrıca, vücutlarına yapışan keneyi veya hastalık belirtilerini fark etmeleri daha zor olabilir. Evcil hayvanlar da kenelerin taşınmasında önemli rol oynayabilir. Hayvanların tüyleri arasında gizlenen keneler ev ortamına kadar taşınabilmektedir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>‘14 GÜN BOYUNCA TAKİP ŞART’</p>

<p>Kene ısırığı sonrasında kişilerin sağlık durumlarını yakından takip etmesi gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Yıldız, “Kene çıkarıldıktan sonraki 14 gün boyunca ateş, baş ağrısı, halsizlik, iştahsızlık, vücutta ağrı, cilt döküntüsü veya kanama gibi belirtiler açısından dikkatli olunmalıdır. Bu belirtilerden herhangi biri gelişirse mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/kene-isiriginda-en-buyuk-tehlike-yanlis-mudahale</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/kene-2.png" type="image/jpeg" length="85679"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Güneş koruyucu iki saatte bir yenilenmeli’]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/gunes-koruyucu-iki-saatte-bir-yenilenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/gunes-koruyucu-iki-saatte-bir-yenilenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MEDİPOL Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Makbule Dündar, güneş kremi kullanımının cilt kanserine karşı en önemli koruyucu adımlardan biri olduğunu belirterek, korunmasız güneş maruziyetinin çok daha büyük risk taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dr. Dündar, “Çocukların güneş yanığından korunması da çok önemli. Çünkü çocukluk çağındaki güneş hasarı ilerleyen yıllarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Güneş kreminin gün içinde yalnızca bir kez sürülmesi yeterli değildir. Özellikle deniz ve havuz kenarında güneş koruyucu mutlaka iki saatte bir yenilenmeli. Yüz bölgesi için iki parmak kuralına dikkat edilerek yeterli miktarda ürün kullanılmalı” dedi.</p>

<p>Güneş koruyucuların yalnızca SPF değerine göre değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Dündar, “UVB bronzlaşmaya ve yanıklara neden olurken, UVA ışınları cilt yaşlanması ve kırışıklıklardan sorumludur. Bu nedenle kullanılacak ürünün hem UVA hem UVB koruması içermesi gerekir. Yaz aylarında en az SPF 30 güneş koruyucu kullanılmalıdır. Güneş hassasiyeti olan kişilerde SPF 50 ürünlerin tercih edilmesi gerekir. Ekran karşısında uzun süre vakit geçiren kişiler de mavi ışık koruması içeren ürünlerin kullanımı faydalı olacaktır” diye konuştu.</p>

<p>Güneş ışınlarının cilt üzerindeki etkilerini belirten Dr. Dündar, “Cilt kanserinin en önemli nedenlerinden biri korunmasız güneş maruziyetidir. Özellikle koyu renkli benleri olan kişilerde bu risk daha da artabiliyor. Çocukluk döneminde oluşan güneş yanıkları ilerleyen yaşlarda cilt kanseri gelişme riskini ciddi şekilde arttırıyor. Güneş koruyucu seçiminde cilt tipi oldukça önemli. Kuru ciltler için daha yoğun ve nemlendirici özellikli ürünler tercih edilebilir. Yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde ise daha hafif, jel ya da likit formdaki güneş koruyucular kullanılmalıdır” dedi.</p>

<p>‘ÇOCUKLARDA MİNERAL FİLTRELİ ÜRÜNLER TERCİH EDİLMELİ’</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Atopik ve hassas cilde sahip çocuklarda mineral filtreli güneş kremlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr. Dündar, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>“Çocukların güneş yanığından korunması çok önemli. Çünkü çocukluk çağındaki güneş hasarı ilerleyen yıllarda ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Güneş kreminin gün içinde yalnızca bir kez sürülmesi yeterli değildir. Özellikle deniz ve havuz kenarında güneş koruyucu mutlaka iki saatte bir yenilenmeli. Yüz bölgesi için iki parmak kuralına dikkat edilerek yeterli miktarda ürün kullanılmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/gunes-koruyucu-iki-saatte-bir-yenilenmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/06/beach-essentials-sunglasses-sunscreen-towel-sandy-beach-kopyasi.png" type="image/jpeg" length="70605"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 1501 sigara bırakma polikliniğimizde 4 milyon muayene gerçekleştirdik]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/bakan-memisoglu-1501-sigara-birakma-poliklinigimizde-4-milyon-muayene-gerceklestirdik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/bakan-memisoglu-1501-sigara-birakma-poliklinigimizde-4-milyon-muayene-gerceklestirdik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, "1501 sigara bırakma polikliniğimizde bugüne kadar toplam 4 milyonu aşan muayene gerçekleştirdik. 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026'nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, '31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü' nedeniyle sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Dumansız bir hava, sağlıklı bir gelecek mümkün. 1501 sigara bırakma polikliniğimizde bugüne kadar toplam 4 milyonu aşan muayene gerçekleştirdik. 7 gün 24 saat hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızda 2025 yılında 420 bin 651, 2026'nın ilk 4 ayında ise 143 bin 534 vatandaşımıza destek ve rehberlik sunduk. Tütünle Mücadele Timlerimiz ve Mobil Polikliniklerimizle sahada 832 bin 873 vatandaşımıza ulaştık" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'POLİKLİNİKLERİMİZE YAPILAN BAŞVURU SAYISI ARTTI'</p>

<p>2025 yılında sigara bırakma polikliniklerine yapılan başvuru sayısının, bir önceki yıla göre yüzde 112 arttığını kaydeden Memişoğlu, "2026 yılının ilk dört ayındaki muayene sayısı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 53,6 artış gösterdi. Dumansız yaşam alanlarına yönelik hassasiyetin artmasıyla birlikte, 2026'nın ilk dört ayındaki ihbar sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 76,6 arttı. Bu tablo açıkça gösteriyor ki milletimiz sağlığını seçiyor ve dumansız bir Türkiye için adım atıyor. Sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımızı, ücretsiz hizmet veren ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattımızdan destek almaya ve Sigara Bırakma Polikliniklerimize başvurmaya davet ediyorum. Gelin, bu kararı bugün verelim" ifadelerine yer verdi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/bakan-memisoglu-1501-sigara-birakma-poliklinigimizde-4-milyon-muayene-gerceklestirdik</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/05/stop-smoking-concept-kopyasi.png" type="image/jpeg" length="65163"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yoğun bakımdaki mücadele, çoğu zaman kazanılmaktadır']]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/yogun-bakimdaki-mucadele-cogu-zaman-kazanilmaktadir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/yogun-bakimdaki-mucadele-cogu-zaman-kazanilmaktadir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden (OMÜ) Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, 'Yoğun bakıma giren çıkamaz' düşüncesinin yanlış olduğunu belirterek, "Yoğun bakım; ölümün beklendiği değil, yaşam için en yoğun mücadelenin verildiği yerdir. Burada verilen mücadele yalnızca ilaçlarla değil; bilgi, teknoloji, deneyim ve gece gündüz çalışan profesyonel ekiplerin koordinasyonuyla yürütülür" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden (OMÜ) Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, 'Yoğun bakıma giren çıkamaz' düşüncesinin yanlış olduğunu belirterek, "Yoğun bakım; ölümün beklendiği değil, yaşam için en yoğun mücadelenin verildiği yerdir. Burada verilen mücadele yalnızca ilaçlarla değil; bilgi, teknoloji, deneyim ve gece gündüz çalışan profesyonel ekiplerin koordinasyonuyla yürütülür. Yoğun bakım; yaşam ile ölüm arasındaki en kritik eşikte verilen bilimsel, insani ve büyük emek gerektiren bir mücadeledir. Ve çoğu zaman o mücadele kazanılmaktadır" dedi.</p>

<p>Halk arasında yoğun bakım süreçleriyle ilgili yanlış algıların bulunduğunu ifade eden OMÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü İç Hastalıkları Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Kılıç, bu ünitelerde hastaların sağlık durumlarının anlık olarak takip edildiğini ve kapsamlı tedavi uygulandığını belirtti. Yoğun bakımda birçok hastanın yeniden sağlığına kavuşabildiğini söyleyen Dr. Kılıç, "Bugün yoğun bakım tıbbı, geçmişe göre çok daha ileri bir noktadadır. Sepsis, ağır travma, solunum yetmezliği, ciddi enfeksiyonlar ve şok tablolarında yıllar önce kaybedilmesi kaçınılmaz görülen pek çok hasta artık hayata dönebilmektedir. Mekanik ventilasyon cihazlarından diyaliz sistemlerine, gelişmiş hemodinamik monitörlerden yapay organ destek teknolojilerine kadar birçok yenilik sayesinde insanlar yeniden ailelerine kavuşabilmektedir. Bu nedenle yoğun bakım ünitelerine yalnızca ölümle özdeşleşen yerler olarak bakmak doğru değildir. Yoğun bakım; yaşam ile ölüm arasındaki en kritik eşikte verilen bilimsel, insani ve büyük emek gerektiren bir mücadeledir. Ve çoğu zaman o mücadele kazanılmaktadır" diye konuştu.</p>

<p>'TOPLUMDA OLUMSUZ ALGI VAR'</p>

<p>"Ne yazık ki toplumda, yoğun bakım ünitelerinin umutların tükendiği, hastaların hayata veda etmek için yatırıldığı yerler olduğu yönünde yaygın bir algı oluşmuş durumda" diyen Dr. Özgür Kılıç, şöyle dedi: "Oysa gerçek bundan çok farklıdır. Yoğun bakım; ölümün beklendiği değil, yaşam için en yoğun mücadelenin verildiği yerdir. Burada verilen mücadele yalnızca ilaçlarla değil; bilgi, teknoloji, deneyim ve gece gündüz çalışan profesyonel ekiplerin koordinasyonuyla yürütülür. Yoğun bakım tıbbı, bozulan organ fonksiyonlarını anlamaya, geçici olarak desteklemeye ve hastaya yeniden toparlanması için zaman kazandırmaya çalışan modern tıbbın en ileri alanlarından biridir. 2015 yılından bu yana aktif olarak yoğun bakım ünitesinde çalışıyorum. Yakın zamanda ağır şok tablosunda yoğun bakıma aldığımız iki genç hastayı, günler süren yakın takip ve ileri destek tedavileriyle yeniden hayata döndürmeyi başardık. Bu başarı; yalnızca bir hekimin değil, 7 gün 24 saat çalışan hemşirelerin, uzmanların, yardımcı sağlık personelinin ve modern yoğun bakım teknolojisinin ortak emeğidir. Bazen bir monitördeki küçük bir değişiklik, bazen de dakikalar içinde verilen doğru bir karar bir insanın yaşamını belirleyebilir. Ancak toplumdaki bu olumsuz algının oluşmasının bazı gerçek nedenleri de vardır. Ülkemizde yoğun bakım yatakları zaman zaman akılcı kullanılmamakta; tıbben geri dönüş ihtimali son derece düşük olan, organ rezervleri tükenmiş, ileri evre kanser veya çok ağır kronik hastalıkları bulunan hastalar yaşamlarının son döneminde yoğun bakımlarda uzun süre yatmaktadır. Bu durum hem yoğun bakımın gerçek misyonunu gölgelemekte hem de ‘yoğun bakıma giren çıkamaz’ düşüncesini güçlendirmektedir."</p>

<p>'HER HASTANIN İHTİYACI YOĞUN BAKIM DEĞİLDİR'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Kılıç, "Şunu açıkça söylemek gerekir; biz yoğun bakım uzmanları mucize yaratamayız. Bilim zaten mucizeler üzerine değil; olasılıklar, fizyoloji ve tedavi edilebilirlik üzerine kuruludur. Eğer bir hastada organ rezervleri tamamen tükenmişse, kanser tüm vücudu sarmışsa ya da kronik hastalıklar geri dönüşsüz bir noktaya ulaşmışsa, yoğun bakım her zaman doğru yer olmayabilir. İşte bu noktada, gelişmiş sağlık sistemlerinin büyük önem verdiği palyatif bakım devreye girer. Palyatif bakım artık tedavinin değil, hastanın konforunun ön planda tutulduğu, ağrısının, nefes darlığının ve sıkıntılarının azaltıldığı, yakınlarıyla birlikte daha huzurlu ve onurlu bir şekilde yaşamının son dönemini geçirmesinin amaçlandığı özel bir bakım anlayışıdır. Her hastanın ihtiyacı yoğun bakım değildir. Bazen en doğru yaklaşım, hastayı makinelerin arasında yalnız bırakmak değil, sevdikleriyle birlikte insanca bir vedaya imkan tanımaktır" dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/yogun-bakimdaki-mucadele-cogu-zaman-kazanilmaktadir</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/05/y-o-g-u-n-b-a-k-i-m-d-a-k-i-m-u-c-a-d-e-l-e-c-o-g-u-z-a-m-a-n-k-a-1334681-396539.jpg" type="image/jpeg" length="32337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Eti iyi pişirmediğiniz takdirde parazitler hasta eder']]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/eti-iyi-pisirmediginiz-takdirde-parazitler-hasta-eder</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/eti-iyi-pisirmediginiz-takdirde-parazitler-hasta-eder" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ADANA’da Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Var, etin iyi pişirilmesi gerektiğini vurgulayarak parazitel hastalık uyarısı da yaptı. Prof. Dr. Işıl Var, “Etlerin içerisinde de parazit miktarı oldukça fazladır. Genellikle mikroplar açısından değerlendirmeler yapılıyor ama parazitleri ve onun getireceği sağlık sorunlarını da göz ardı etmemek gerekiyor. Eti iyi pişirmediğiniz taktirde parazitler sizi hasta edecektir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>ÇÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işıl Var, mangalların kurulduğu, eş, dost ve akrabaların bir araya geldiği Kurban Bayramı’nda ilk gün et tüketilmemesi, etin dinlendirilmesi ve yenildiğinde dozuna dikkat edilmesinin yanı sıra özellikle çok iyi pişirilmesinin patojen mikroorganizmalar açısından önemini anlattı.</p>

<p>'YÖNTEM FARK ETMEZ ÖNEMLİ OLAN İYİ PİŞİRİM'</p>

<p>Mangal başında dost ve akrabaların bir araya geldiği Kurban Bayramı’nda en önemli noktanın etin iyi pişirilmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Işıl Var, etin içerisindeki parazitlere dikkati çekerek, “Pişirim yöntemi fark etmez. Önemli olan etin iyi pişmesidir. Sadece mikroplar açısından değerlendirmemek lazım, hayvanlar da parazit taşır. Etlerin içerisinde de parazit miktarı oldukça fazladır. Eti iyi pişirmediğiniz takdirde parazitler sizi hasta edecektir. Özellikle Çukurova Bölgesi’nde parazit oranı biraz daha yüksek görünüyor. Genellikle mikroplar açısından değerlendirmeler yapılıyor ama parazitleri ve onun getireceği sağlık sorunlarını da göz ardı etmemek gerekiyor” diye konuştu.</p>

<p>SALATALARA DA DİKKAT; BELİRTİLER FARK EDİLMEYEBİLİYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parazitel hastalık durumunda karın ağrısı, bulantı, sürekli yeme isteği, şişkinlik gibi belirtiler yaşandığını ancak insanların bunu farkına varmadığının altını çizen Prof. Dr. Işıl Var, şöyle konuştu:</p>

<p>“Sonuç olarak sakatatlar da dahil hangi yöntemle pişirirseniz pişirin ama mutlaka iyi pişirin. İyi pişirirken de etlerin yanmamasına da dikkat edilmeli. Yanmış ürünlerde akrilamid tehlikesi görülebilir. Önemli olan burada etin içinin pembe kalmamasının gözetilmesidir. Etlerin yanında sık tüketilen salataların da çok iyi yıkanmış olması gerekiyor. Onlardan da hem E.coli, salmonella gibi patojenler hem de parazitler geçebiliyor. Bayramlarda ayrıca çok sevilerek tüketilen tatlılarda da aşırıya kaçılmamalı ve mümkünse yemekten birkaç saat sonra yenmeli. Mümkünse kabak, ayva gibi meyve tatlıları ya da sütlü tatlılar tercih edilmelidir.” (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/eti-iyi-pisirmediginiz-takdirde-parazitler-hasta-eder</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/05/e-t-i-i-y-i-p-i-s-i-r-m-e-d-i-g-i-n-i-z-t-a-k-d-i-r-d-e-p-a-r-a-z-i-t-1324995-395306.jpg" type="image/jpeg" length="35538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlılıktaki sağlık sorunlarının yüzde 80'ini bireylerin kendi tercihlerinden kaynaklanıyor]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/yasliliktaki-saglik-sorunlarinin-yuzde-80ini-bireylerin-kendi-tercihlerinden-kaynaklaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/yasliliktaki-saglik-sorunlarinin-yuzde-80ini-bireylerin-kendi-tercihlerinden-kaynaklaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İNGİLTERE’de yapılan bir araştırma yaşlılıkta ortaya çıkan sağlık sorunlarında bireysel tercihlerin büyük ölçüde belirleyici olduğunu gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>İngiltere'de ‘Oxford Uzun Ömür Projesi’ kapsamında tıp, fizyoloji ve yaşlanma politikaları alanında uzman disiplinler arası bir heyet tarafından ‘Daha Uzun, Daha İyi Yaşamak’ isimli rapor hazırlandı. Çalışma, insanların kendi yaşam süreleri ve yaşlılık sağlıkları üzerindeki kontrolünün sanılandan çok daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, yaşlılıktaki kronik rahatsızlıkların ve sağlık sorunlarının en az yüzde 80'inin bireylerin kendi yaşam tarzı tercihlerinden kaynaklandığını bildirdi. Raporda, işlenmiş gıdalardan kaçınmak, uyku düzenine öncelik vermek, saat 18.30'dan sonra yemek yemeyi bırakmak ve et tüketimini azaltmak sağlık açısından önerilen tavsiyeler arasında yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Harvard ile Edinburgh gibi üniversitelerden bilim insanları ise raporda belirtilen oranın insan biyolojisini ve toplumsal gerçekleri aşırı basitleştirdiğini savundu. Eleştirmenler; yoksulluk, çevre kirliliği, sağlıklı gıdaya erişim zorluğu ve çalışma şartları gibi bireyin kontrolü dışındaki yapısal faktörlerin göz ardı edildiğini aktardı. Ekonomik düzeyi yüksek olan insanların daha sağlıklı yaşamasının bir tesadüf olmadığını vurgulayan uzmanlar, bu tür yaklaşımların asıl sorumluluğu taşıyan politika yapıcıları ve şirketleri temize çıkarma riski taşıdığını kaydetti. Raporun savunucuları, sorumluluğu bireye vermenin insanlara kendi hayatlarını iyileştirme gücü, kontrol hissi ve umudu aşıladığını ifade etti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/yasliliktaki-saglik-sorunlarinin-yuzde-80ini-bireylerin-kendi-tercihlerinden-kaynaklaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/05/vertical-grayscale-shot-old-spouses-walking-park-aging-concept-1.jpg" type="image/jpeg" length="70316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15 yaş ve üzeri nüfusta hipertansiyon sıklığı yüzde 18,3 olarak belirlendi]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/15-yas-ve-uzeri-nufusta-hipertansiyon-sikligi-yuzde-183-olarak-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/15-yas-ve-uzeri-nufusta-hipertansiyon-sikligi-yuzde-183-olarak-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAĞLIK Bakanlığı, Türkiye'de 15 yaş ve üzerindeki nüfusta hipertansiyon sıklığının yüzde 18,3 olarak belirlendiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Sağlık Bakanlığı, '17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü' nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, "Hipertansiyon; kanın damar duvarlarına yaptığı basıncın sürekli olarak normalden yüksek seyretmesi ile seyreden kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığını etkileyebilen kronik hastalıklardan biridir. Erken tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilen hastalıkta düzenli takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, hipertansiyona bağlı sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre, 15 yaş ve üzerindeki nüfusta hipertansiyon sıklığı yüzde 18,3 olarak belirlenmiştir. Tedaviyle kan basıncının kontrol altında olma oranı ise yaklaşık yüzde 41’dir. Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme, aşırı tuz tüketimi, tütün ve alkol kullanımı gibi risk faktörleri hipertansiyon görülme sıklığını artırmaktadır. Yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, kan basıncının kontrol altına alınmasında temel tedavi araçları arasında yer almaktadır. Bu ilaçların düzenli ve hekim önerilerine uygun şekilde kullanılması; hastalığın ilerlemesini yavaşlatmakta, kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere ciddi komplikasyonların gelişme riskini azaltmaktadır" denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'AŞIRI TUZ TÜKETİMİ BÖBREK SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLİYOR'</p>

<p>Hipertansiyonun en önemli sebeplerinden birinin de aşırı tuz tüketimi olduğu belirtilen açıklamada, "Tuz, vücutta sıvı dengesi ile sinir ve kas fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Ancak günlük tuz tüketiminin 5 gramın üzerine çıkması, böbreklerin çalışma yükünü artırarak zamanla böbrek fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesine neden olabilmekte; kronik böbrek hastalığı riskini artırmaktadır. Sağlıklı yaşam için işlenmiş ve yüksek tuz içeren gıdaların sınırlandırılması, yemeklerde ilave tuz kullanımının azaltılması ve dengeli beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşımaktadır. Hipertansiyonun önlenmesi ve kontrol altına alınabilmesi için vatandaşlarımızın kan basınçlarını düzenli olarak ölçtürmeleri, sağlıklı ve dengeli beslenmeleri, tuz tüketimini azaltmaları, fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmeleri, tütün ve alkol kullanımından kaçınmaları ve hekim önerilerine uygun şekilde tedavilerini sürdürmeleri büyük önem taşımaktadır. Ayrıca durumlarına ve yaşlarına uygun tarama ve izlemler için aile hekimlerine başvurmaları, erken tanı ve etkin takip açısından önemli katkı sağlamaktadır" ifadelerine yer verildi. (DHA)</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/15-yas-ve-uzeri-nufusta-hipertansiyon-sikligi-yuzde-183-olarak-belirlendi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/05/male-doctor-hands-measuring-tension-patient.jpg" type="image/jpeg" length="85160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Obezite oranları Türkiye’de hızla artıyor’]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/obezite-oranlari-turkiyede-hizla-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/obezite-oranlari-turkiyede-hizla-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MEDİPOL Sağlık Grubu’ndan Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Mehdi Deniz, 16 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Deniz, “Obezite, yalnızca kilo problemi değil; diyabetten kalp hastalıklarına kadar birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlayan kronik bir hastalık. Obezite oranları hem Türkiye’de hem de dünyada hızla artıyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Avrupa’da obezite oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında Türkiye’nin de yer aldığını belirten Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Mehdi Deniz, “İşlenmiş gıdalar, hareketsiz yaşam ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları obeziteyi her geçen gün daha yaygın hale getiriyor. Avrupa’da obezite oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında Türkiye’de yer alıyor. Toplumda farkındalığın artırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>‘OBEZİTE KRONİK VE SİSTEMİK BİR HASTALIK’</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi kronik, ilerleyici ve sistemik bir hastalık olarak değerlendirdiğini belirten Op. Dr. Deniz, “Obezitenin en önemli nedenleri işlenmiş ve şekerli gıdalarla beslenme ile hareketsiz yaşam tarzıdır. Genetik, psikolojik durumlar, yaş, cinsiyet ve gebelik de etkili faktörler arasında yer alıyor. Obezite birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Tip 2 diyabet vakalarının yaklaşık yüzde 90’ı obeziteile ilişkilidir. Ayrıca hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apne sendromu ve yağlı karaciğer hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına da neden olabilir. Bazı kanser türleriyle de obezite arasında bağlantı bulunuyor” dedi.</p>

<p>‘SORUN MİKTAR DEĞİL, KALORİ’</p>

<p>Yüksek kalorili gıdaların bilinçsiz tüketiminin obeziteyi artırdığını belirten Dr. Deniz, “Fast food ve şekerli gıdalar hacim olarak küçük olsa da çok yüksek kalori içeriyor. Bu nedenle önemli olan sadece miktar değil, alınan kaloridir. Obeziteyle mücadelede düzenli egzersizin oldukça önemli. Egzersizi günlük yaşamın bir parçası haline getirmemiz gerekiyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla birlikte hareketli yaşam tarzı obeziteyle mücadelede temel rol oynuyor” diye konuştu.</p>

<p>‘TÜRKİYE’DE OBEZİTE ORANI YÜZDE 30’LARA ULAŞTI’</p>

<p>Türkiye’de obezite sıklığının yüzde 30’lara yaklaştığını belirten Op. Dr. Deniz, “Avrupa’da obezite oranı en yüksek ülkelerden biriyiz. Bu nedenle toplum genelinde farkındalığın artırılması ve obeziteyle mücadelenin yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/obezite-oranlari-turkiyede-hizla-artiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/05/overweight-man-shrt-is-small-him-with-huge-belly-open-buttons-1.jpg" type="image/jpeg" length="72936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Hantavirüsün insandan insana yayılım riski düşük’]]></title>
      <link>https://www.sonbirsoz.com/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sonbirsoz.com/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ENFEKSİYON Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, "Hantavirüsün bulaşma dinamikleri nedeniyle geniş çaplı bir pandemi oluşturma riski düşük. Virüsün esas olarak kemirgenler aracılığıyla bulaşması ve insandan insana yayılımın son derece sınırlı olması nedeniyle pandemi beklemiyoruz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Yeditepe Hastanesi’nden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hantavirüsler, kemirgenler ve bazı böcekçil hayvanlar aracılığıyla taşınan, zarflı RNA yapısına sahip virüslerdir. Bunyaviridae ailesi içerisinde yer alan bu virüs grubu, farklı türleriyle insanlarda çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir. Bugüne kadar en az 40 hantavirüs türü tanımlanmış olup bunların en az 22'sinin insanlarda hastalık yapabildiği biliniyor. Her hantavirüs tipi genellikle belirli bir kemirici türü ile ilişkilidir ve virüs doğada bu hayvanlar arasında dolaşımını sürdürür” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Prof. Dr. Sönmnezoğlu, "Virüs adını, ilk kez izole edildiği Hantaan Nehri'nden alıyor. 1978 yılında Ho Wang Lee tarafından Kore'de bu nehir çevresinde yaşayan bir kemiriciden izole edilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bu keşif, hastalığın nedeninin anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hantavirüs yeni bir virüs değil. Hastalık ilk olarak Kore Savaşı sırasında dikkat çekiyor. O dönemde Amerikan askerleri arasında yüksek ateş, şiddetli kanamalar ve böbrek yetmezliği ile seyreden vakalar görülüyor ve hastalık 'Kore Kanamalı Ateşi' olarak adlandırılıyor. Amerikan ordusu 1951-1952 yılları arasında 3500'den fazla vaka ve yaklaşık 400 ölüm kaydetmiş. Savaş sonrası asker hareketliliği ve lojistik faaliyetler nedeniyle hastalığın belirtileri dünyanın farklı bölgelerinde de görülmeye başlanmış" dedi.</p>

<p></p>

<p>'BÖBREK YETMEZLİĞİ GÖRÜLEBİLİR’</p>

<p>Prof. Dr. Sönmnezoğlu,"Hantavirüsler, coğrafi dağılımına ve virüs tipine bağlı olarak iki ana klinik tabloya neden olur; Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS). Daha çok Amerika kıtasında görülür. Akciğer tutulumu ön plandadır. Hastalık ani başlangıçlı olup hızla ağırlaşabilir. Öksürük, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi ve dolaşım yetmezliği gelişebilir. Bu formun ölüm oranı oldukça yüksektir. Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) ise Avrupa ve Asya'da yaygındır. Böbrek tutulumu ile karakterizedir. Hastalarda düşük tansiyon, kanama eğilimi ve böbrek yetmezliği görülebilir. Türkiye'de bildirilen vakalar genellikle bu klinik tablo ile uyumludur" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>‘ÇİFTÇİLİK VE ORMANCILIK GİBİ FAALİYETLER BULAŞ RİSKİNİ ARTIRIR’</p>

<p>Hantavirüslerin çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, "Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğü ile çevreye yayılan virüs, kuruyarak havaya karışabilir ve solunum yoluyla insanlara geçebilir. Kontamine partiküllerin solunması, kemirgen atıklarıyla temas, nadiren kemirgen ısırıkları ile bulaşabilir. Kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, kemirgen istilasına uğramış ortamlarda bulunmak, çiftçilik ve ormancılık gibi faaliyetler bulaş riskini artırır. Genel olarak hantavirüsler insanlar arasında bulaşmaz. Ancak Amerika kıtasında görülen Andes virüsü için nadir de olsa insandan insana bulaş bildirilmiştir. Bu bulaşın genellikle aynı evde yaşayan kişiler veya yakın temaslılar arasında, uzun süreli temas sonucu gerçekleştiği belirtilmektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>'BELİRTİLER 1 İLA 8 HAFTA İÇİNDE ORTAYA ÇIKAR'</p>

<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Belirtiler genellikle virüse maruz kalındıktan sonra 1 ila 8 hafta içinde ortaya çıkar. Erken dönem belirtileri; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı, bulantı ve kusma. İleri dönem belirtileri; HCPS'de: öksürük, nefes darlığı, akciğer ödemi. HFRS'de: düşük tansiyon, kanama bozuklukları, böbrek yetmezliği. Hastalık bazı hastalarda hızla ağırlaşarak hayati risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonunun erken tanısı, belirtilerin diğer birçok hastalıkla benzerlik göstermesi nedeniyle zor olabilir. Bu nedenle hastanın öyküsü büyük önem taşır. Özellikle kemirgen teması, mesleki riskler ve seyahat geçmişi sorgulanmalıdır. Tanı yöntemleri olarak serolojik testler (IgM ve IgG antikorlarının tespiti), PCR ile viral RNA'nın gösterilmesi kullanılır. Laboratuvar çalışmaları yüksek biyogüvenlik önlemleri gerektirir" dedi.</p>

<p></p>

<p>'DÜNYA GENELİNDE HER YIL BİNLERCE VAKAYA NEDEN OLUR'</p>

<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Hantavirüs enfeksiyonu için onaylanmış spesifik bir antiviral tedavi veya aşı bulunmuyor. Tedavi tamamen destekleyicidir. Solunum desteği, sıvı ve elektrolit dengesi, böbrek fonksiyonlarının izlenmesi, gerekli durumlarda yoğun bakım desteği yapılır. Erken dönemde uygun tıbbi müdahale, özellikle ağır vakalarda hayatta kalma şansını artırır. Hantavirüs enfeksiyonları nadir görülmekle birlikte dünya genelinde her yıl binlerce vakaya neden olur. Yıllık tahmini vaka sayısı; 10.000 - 100.000 civarındadır. Vakaların büyük çoğunluğu Asya ve Avrupa'da görülür. Amerika kıtasında daha az vaka olmasına rağmen hastalık daha ağır seyreder. Ölüm oranları Avrupa ve Asya'da yüzde 1 - yüzde 15, Amerika kıtasında yüzde 20 - yüzde 50 arasındadır" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Hantavirüs enfeksiyonları dünya genelinde farklı bölgelerde görülüyor. Çin en yüksek vaka sayısına sahip ülke. Güney Kore düzenli olarak vaka bildiriliyor. Kuzey ve Orta Avrupa'da her yıl binlerce vaka görülüyor. Güney Amerika daha az vaka ancak daha yüksek ölüm oranına sahip. Türkiye'de hantavirüs vakaları 2009 yılından bu yana bildiriliyor. 2009-2025 yılları arasında yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında değişmiş. Türkiye'de görülen vakalar genellikle böbrek tutulumu ile seyreden HFRS formundadır. Hantavirüs enfeksiyonu açısından risk altında olan gruplar; çiftçiler, orman işçileri, depo, ahır ve kapalı alan çalışanları, kemirgenlerle temas riski olanlardır. Ayrıca uzun süre kapalı kalmış alanları temizleyen kişiler de risk grubunda yer alır" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'KORUNMANIN EN ETKİLİ YOLU KEMİRGENLERLE TEMASI AZALTMAKTIR'</p>

<p>Prof. Dr. Sönmezoğlu, "Yaşam alanlarının temiz tutulmalıdır. Kemirgen girişleri engellenmelidir. Gıdalar güvenli şekilde saklanmalıdır. Temizlik sırasında toz oluşumu önlenmelidir. Kirli alanlar temizlenmeden önce nemlendirilmelidir. El hijyenine dikkat edilmelidir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.sonbirsoz.com/hantavirusun-insandan-insana-yayilim-riski-dusuk</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 13:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sonbirsozcom.teimg.com/crop/1280x720/sonbirsoz-com/uploads/2026/05/hanta.png" type="image/jpeg" length="72715"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
