
Sosyal medyanın 'sonsuz akış' tuzağı psikolojik sağlığı tehdit ediyor
Uzmanlar, sosyal medya platformlarının sonsuz kaydırma ve bildirim sistemleriyle kullanıcıları ekrana bağladığını; FOMO kaynaklı sorunlu kullanımın depresyon ve kaygıya yol açtığını vurguluyor.
Bu haberi dinle — Sosyal medyanın 'sonsuz akış' tuzağı psikolojik sağlığı tehdit ediyor
Sosyal medya platformlarının arayüzleri, kullanıcıları mümkün olduğunca uzun süre ekran başında tutacak biçimde tasarlanıyor. Leeds Üniversitesi Medya ve İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Ludmila Lupinacci, bu tasarım anlayışının en çarpıcı örneğinin "sonsuz kaydırma" özelliği olduğunu belirtiyor. Lupinacci'ye göre söz konusu özelliğin amacı, kullanıcının tek tek gönderileri tüketmesi değil, içerik akışına sürekli dalmış hissetmesidir.
Platformlar kullanıcıyı içeride tutmak için optimize ediliyor
Lupinacci, sosyal medya şirketlerinin bildirimler aracılığıyla kullanıcıları platforma geri çektiğini ve platformda dolaşırken onları içeride tutacak şekilde sistemlerini optimize ettiğini ifade etti. Ayrıca pek çok platformun tarihsel olarak harici bağlantı paylaşımını zorlaştırdığına dikkat çeken Lupinacci, bunun nedenini şöyle açıkladı: "Kitlenizi mümkün olduğunca orada tutmak istersiniz. Böyle bir ortamda insanlar, sırf akışın ve sohbetin bir parçası olmak istedikleri ya da trend olan akımlara katılarak içeriklerinin görünürlüğünü artırmayı hedefledikleri için anında paylaşım yapma ihtiyacı duyabilirler."
Lupinacci ayrıca platformların öneri sistemlerinin polemik yaratan, tartışmalı ya da aşırı tepki çeken içerikleri öne çıkarabileceğini de kaydetti. Beğeni ve paylaşım gibi etkileşim biçimlerinin şirketler tarafından ekonomik değere dönüştürüldüğünü vurgulayan Lupinacci, kullanıcıların bu süreçte istatistik verilerine indirgenerek birer gelir kaynağına dönüştürüldüğünü belirtti.
FOMO depresyon ve kaygıyla ilişkilendiriliyor
ABD'li Toledo Üniversitesi Psikoloji Profesörü Dr. Jon D. Elhai ve meslektaşlarının yayımladığı araştırma, sorunlu sosyal medya kullanımını depresyon, endişe ve stresle doğrudan ilişkilendiriyor. 18-25 yaş arasındaki üniversite öğrencilerinin katıldığı çalışmada, "başkalarının tatmin edici deneyimler yaşıyor olabileceğine dair yaygın endişe" olarak tanımlanan FOMO'nun (günceli kaçırma korkusu) sorunlu sosyal medya kullanımını doğrudan etkilediği ortaya kondu. Araştırmaya göre yüksek düzeyde FOMO yaşayan bireyler, bu korkuyu hafifletmek amacıyla akıllı telefon ve sosyal medyaya yöneliyor.
Sosyal medyanın dönüşümü: İletişimden performansa
Uzmanlar, sosyal medyanın başlangıçta iletişim odaklı bir araç olduğunu, ancak zamanla "ne yapıldığı" ve "nereye gidildiği" üzerine kurulu bir sergileme platformuna dönüştüğünü vurguluyor. Lupinacci, herkese açık paylaşımların büyük ölçüde özel ve gündelik iletişim biçimlerine bıraktığını ortaya koyan çalışmalar bulunduğunu belirterek, kullanıcıların çevrimiçi kimliklerini bilinçli olarak şekillendirmeye yatkın olduğunu ifade etti. Bununla birlikte platformların sürekli bildirim göndererek kullanıcıları aktif tutma stratejisi, yenilen yemekten yapılan tatile her anın paylaşıldığı bir döngüyü besliyor.