12 haber yayınladı

Siyasetin nabzını tutarken, ekonomik politikaların doğru sonuçları üretip üretmediği sorusu, daima önümüzde durur. Bugün, birçok sektöre sunulan cömert hibe kredileri, vergi muafiyetleri ve uluslararası fonlar, şüphesiz ekonomik hareketliliği destekleme amacı taşımaktadır. Ancak bu değerli kaynaklar

Siyasetin sahnesi, insana dair en güçlü tutkuların ve en kırılgan hırsların sergilendiği yerdir. Bu arenada mücadele etmek yorucudur; zira sadece kendi pozisyonunuzu korumakla kalmaz, aynı zamanda gelecek vizyonunuzla ilgili planlarınızı, sabır, mental güç ve sarsılmaz bir iradeyle sürdürmek zorunda

Ben, yıllarını bilgisayarın mutlak mantığı ve siyasetin göreceli insan halleri arasında geçirmiş bir gözlemciyim. Bu şehrin, İstanbul’un, kalabalık uğultusunu dinlediğimde duyduğum ses, artık canlı bir metropolün sesi değil; aksine, kırılmış bir ruhun çatırdayan feryadı.


Bir ulusun geleceği, sadece bütçelerde değil, doğa ile kurduğu dengede saklıdır. "Dünün doğru kararları bugünün sırtına yük olabilir" ilkesi, Türkiye’nin orman ve su yönetiminde yaşadığı sıkışmışlığı net olarak özetliyor.

Son yirmi yıl, Türk yayıncılık tarihine damgasını vuran bir dizi furyasına sahne oldu. Arka arkaya gelen, "yeraltı", "derin devlet" ve "organizasyon" temalı yapımlar, sadece reyting tablolarını değil, milletin ruhunu, özellikle de genç zihinleri yeniden şekillendirdi.

"Barış isteyen, savaşa hazır olmalı" (Latince: Si vis pacem, para bellum) vecizesi, tarihin gelip geçici bir sözü değil, hakikatin ta kendisidir.

Bizim jenerasyon, teknolojinin devrimlerine şahit oldu; transistörün küçülmesinden yapay zekânın yükselişine kadar her ilerlemeyi hücrelerimizde hissettik. Ama bir gerçeği, teknolojinin dahi değiştiremeyeceği bir gerçeği, kanımızda taşıyoruz: İstanbul, büyük bir sarsıntının eşiğinde.
Bugün size, harflerle değil kanla yazılmış dünyanın en uzun kelimesini yazacağım. İçinde inanç var, sadakat var, cesaret, sabır, merhamet var… Kahramanlık var, destan var.

Bizim jenerasyon, teknolojik devrimin her aşamasına bizzat şahit oldu. Transistörün küçülmesinden, internetin bir anda hayat damarımız haline gelmesine kadar...

Değerli okurlar, yıllardır bu topraklarda verilerle, rakamlarla haşır neşir olan bir eski tüfek olarak, size bugün bir sırrımı fısıldayacağım: İstatistik, sandığınız gibi kalın kitapların, sıkıcı tabloların bilimi değil; tam tersi, hayatın ta kendisidir. Toplumun, şehirlerin, hatta tek bir insanın b

Öncelikle böyle mühim bir mevzuda, bu kadar sığ bir yazı yazdığım için affınıza sığınıyorum. Fakat konu görmezden gelindikçe hassasiyeti artıyor, yarası büyüyor ve diğer nesillere sirayet ediyor. Dil meselesi ivedilikle ele alınması gereken bir varlık-yokluk meselesidir.