10 haber yayınladı

Ey inancının sorumluluğunu taşıyan, doğru yolun takipçisi olmaya çalışan kardeşlerim!

Allah, bu davanın ilk neferlerini seçerken, onları sadece kılıçla değil, aynı zamanda kalemle, ilimle ve keskin bir zekâyla donatmıştır. Sahabe nesli içinde öyle müstesna şahsiyetler vardır ki, onların omuzlarına yüklenen emanet, sadece bir cemaatin değil, kıyamete kadar gelecek tüm ümmetin akıbetin

Tevhid sadece bir inanç değil, hayatın her alanında Allah’a tam teslimiyetin adıdır. Sa’d b. Ebî Vakkas (r.a.)’ın annesi, malı, orduları ve dünyası karşısında eğilmeyen sarsılmaz imanı, bugünün müminlerine sadakatin ne demek olduğunu yeniden hatırlatıyor.

y iman edenler! Şahitlikten ve örnek almaktan gaflette kalmayın. Zira önünüzde, nefsini terbiye etmeyi, malını hakir görmeyi ve canını Sevgili’ye (s.a.v.) siper etmeyi öğrenmiş, cennetle müjdelenmiş öyle yıldızlar vardır ki, onların yolundan ayrılmak, hüsranın ta kendisidir.

Bedir’in yiğidi, Recî’nin şehidi Zeyd bin Desinne (r.a.), darağacında bile Resûlullah sevgisini haykırdı: “O’na diken batacağına ben canımdan geçerim!” Bugün ise Zeyd’in imanı, dünya sevdasıyla yorulmuş kalplerimize ayna tutuyor.

Kader, Mekke'nin nurlu günlerinde, henüz bir çocuk iken, O’nu (r.a.) hakikatin nuruna hazırlıyordu. O, Ömerü’l-Fâruk (r.a.) gibi heybetli bir babanın gölgesinde değil, bilâkis Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’in nurlu hayatının ta kendisinde büyüyen bir fidan idi. Adı Abdullah İbn Ömer idi;

Kader, Mekke’nin sarp kayalıklarında, sürüsünün ardında rüzgârın nevhasını dinleyen bir çobanı, ümmetin en mukaddes vazifelerinden birine hazırlıyordu. Henüz adı Abdullah bin Mes‘ûd idi; ne kavminden gelen bir şeref, ne de dünya zinetlerinden bir nasibi vardı. Lâkin o, Allah katında ağır basacak bir

Tarih, sadece savaşların ve antlaşmaların kuru bir kaydı değildir; tarih, imanın çelikleştiği, teslimiyetin ete kemiğe büründüğü anların destanıdır. Öyle anlar vardır ki, tüm mantıklar susar, akıl çaresiz kalır ve geriye sadece kalp kalır. Kalpteki inanç... İşte o anlarda, korkunun zincirleri kırılı

Bizim modern hayatımızda sahip olma hissi, bizi çoğu zaman esir alır. İnsan, malını, makamını, hatta hatıralarını dahi bırakmayı göze alamaz. Peki ya bir insan, sahip olduğu her şeyi, o mübarek iman uğruna, gönül rızasıyla geride bırakıp, bilmediği topraklara hicret edebilir mi? Bu, ancak teslimiyet

Bu yıldızları bu kısacık metinlere sığdırmak imkansız, ola ki sizlerin de yoluna ışık olur. Yüce yaratan hatalarımızı bağışlasın ve kendi razı olacağı imanı nasip etsin.