Türkiye, son yıllarda dış ticaret rotasını yeniden şekillendirirken, Ortadoğu bölgesi giderek daha kritik bir konuma yerleşiyor. Hem coğrafi yakınlık hem kültürel bağlar hem de bölgedeki yeniden yapılanma süreçleri, Türkiye’nin ekonomik ve ticari açılımı için önemli fırsatlar sunuyor. Bu nedenle Ortadoğu, Türkiye’nin ihracatında artık sadece bir pazar değil; stratejik bir ortaklık alanı haline geldi.
Son yıllarda Suudi Arabistan, BAE, Katar, Irak ve İsrail gibi ülkelerle siyasi ilişkilerde yaşanan normalleşme, ticaret hacimlerine doğrudan yansıdı. Savunma sanayi, inşaat, enerji teknolojileri, gıda ve lojistik, Türkiye’nin bölgeye en güçlü şekilde girdiği sektörler arasında yer alıyor.
Irak hâlen Türkiye’nin en büyük dış pazarlarından biri olurken, Körfez ülkeleri özellikle yüksek katma değerli ürünler için ön plana çıkıyor. Savunma sanayi ürünleri, elektrikli ev aletleri, makine-teçhizat, mobilya ve gıda ürünleri bölgede güçlü talep görüyor.
1. Ortadoğu’nun Yeniden İnşa Ekonomisi
Suriye ve Irak başta olmak üzere birçok ülke altyapı yenileme ihtiyacı içinde. Bu durum Türk inşaat firmaları için devasa bir iş hacmi anlamına geliyor. Ayrıca Körfez ülkelerinin “petrol sonrası ekonomi” vizyonları (Suudi Arabistan’ın Vision 2030, BAE’nin 2071 Stratejisi gibi) Türkiye’ye yeni iş birliklerinin kapısını açıyor.
Bu vizyonların merkezinde:
• Akıllı şehirler
• Yenilenebilir enerji yatırımları
• Sağlık ve turizm altyapıları
• Lojistik merkezler
• Dijital dönüşüm
yer alıyor. Türkiye, hem tecrübesi hem maliyet avantajı ile bu dönüşümde kritik rol üstlenebilir.
2. Enerji ve Lojistikte Stratejik Avantaj
DOĞU-Batı ticaretinin kavşak noktasında yer alan Türkiye, hem bölgenin doğal gaz arzında hem de lojistik akışında bir merkez olma kapasitesine sahip. Katar ve BAE ile enerji alanında son yıllarda artan diyalog, Türkiye’yi LNG ve yenilenebilir enerji tedarik zincirlerinde güçlü bir konuma taşıyor.
Ayrıca Irak-Türkiye Kalkınma Yolu Projesi (Basra’dan Türkiye’ye uzanan 1200 km’lik dev lojistik koridoru) tamamlandığında, Türkiye’nin bölge ticaretindeki payı çok daha hızlı büyüyecek.
3. Riskler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Ortadoğu pazarında fırsatlar kadar jeopolitik riskler de mevcut:
• Bölgesel çatışmaların tedarik zincirine etkisi
• Siyasi değişkenlik
• Gümrük prosedürlerinde ani düzenlemeler
• Yerel ortak seçiminin stratejik önemi
Bu nedenle bölgeye açılan Türk firmalarının güçlü finansal yapı, doğru partner seçimi ve uzun vadeli iş planı ile hareket etmesi kritik.
4. Türkiye İçin Yol Haritası
Türkiye’nin Ortadoğu ticaretinde daha büyük pay alması için:
✔ İhracatta yüksek katma değerli ürünlere yönelim
Savunma, enerji teknolojileri, tarım teknolojileri, sağlık ekipmanları ve yazılım sektörü öne çıkıyor.
✔ Ortak yatırım fonları ve üretim üsleri kurmak
Körfez ülkeleri Türkiye ile ortak sanayi bölgeleri oluşturmak istiyor.
✔ Lojistik altyapı ve gümrük entegrasyonunu geliştirmek
Kalkınma Yolu ve liman bağlantıları ticareti iki kat hızlandırabilir.
✔ Diplomatik ilişkilerin ticari düzleme taşınması
Siyasi normalleşme sürecinin kalıcı ticari anlaşmalarla desteklenmesi şart.
Sonuç olarak;
Ortadoğu, Türkiye için artık sadece bir ihracat pazarı değil; yatırım, üretim, enerji ve teknoloji ortaklığı vadeden stratejik bir bölge haline gelmiştir. Türkiye, doğru adımlarla bu bölgede hem ekonomik gücünü artırabilir hem de küresel ticarette daha etkili bir aktöre dönüşebilir.