Siyasetin nabzını tutarken, ekonomik politikaların doğru sonuçları üretip üretmediği sorusu, daima önümüzde durur. Bugün, birçok sektöre sunulan cömert hibe kredileri, vergi muafiyetleri ve uluslararası fonlar, şüphesiz ekonomik hareketliliği destekleme amacı taşımaktadır. Ancak bu değerli kaynakların, ülke çapında en yüksek potansiyeli taşıyan noktalara ulaştırılması konusunda, sistemi daha etkin hale getirme ihtiyacı ortadadır.
Bu büyük destek paketlerinin yanında, madalyonun diğer yüzünde, inanılmaz bir potansiyelin küçücük finansal engellere takılıp kaldığını görüyorum.
Aklında, elinde güzel bir fikri olan, bu fikri ya da işini büyütmek isteyen yüzlerce genç girişimci ve proje, basitçe hayata geçemiyor. Onların ihtiyacı olan devasa bütçeler değil; çoğu zaman, küçücük bir başlangıç sermayesi, stratejik bir mentorluk desteği ve sisteme duyulan bir güven eli. Kaldı ki, devletin elinde zaten KOBİ'lerin ekonomi üzerindeki payları ile ilgili detaylı istatistikler mevcuttur.
Mevcut destek mekanizmaları (KOSGEB, Teknoparklar gibi kurumlar) kıymetli çalışmalar yapsa da, bürokratik süreçlerin karmaşıklığı ve ulaşılabilirlik zorlukları nedeniyle, parlak fikirler bazen hız kaybetmekte, yavaşlamakta hatta çoğu kaybolup gitmektedir. Bu durum, ulusal ekonomimiz için ivedilikle ele alınması gereken bir verimlilik kaybıdır.
Yeni Nesil Finansman Modeli: Devlet Melek Yatırımcılığı
Ülke olarak, eski usul, tepeden inme hibe dağıtma yöntemlerinden ziyade; vizyoner, akıllı ve sonuç odaklı bir finansman stratejisine geçiş yapmalıyız.
Devlet, sadece bir düzenleyici olmanın ötesine geçmeli; ülke davası güden, kalkınmaya ve yeniliğe odaklanmış, gerçek bir değişim yaratma arzusu taşıyan girişimcilere melek yatırımcı rolünü üstlenmelidir.
Detaylı Yönetim Modeli ve Esneklik
Bu modelin etkinliği için, klasik devlet bürokrasisinin dışına çıkmak hayati önem taşır. Önerim şudur: Bu Melek Yatırımcılık faaliyetleri, devlete bağlı ancak operasyonel olarak özerk bir yapı, örneğin bir Özel Amaçlı Girişim Şirketi (ÖAGŞ) üzerinden yürütülmelidir.
Şirket yönetimi, kamudan bağımsız profesyonel ekiplerde olmalı. Yöneticiler, ticari zekâsı, iş geliştirme ve analitik zekâsı yüksek, bireysel menfaati için akçeli ilişkilere girmeyecek, hatta bürokrasiden gelebilecek ricaları dahi geri çevirebilecek, iradeli kişilerden oluşmalıdır.
Bu şirket (ÖAGŞ) modelinin temel faydaları şunlardır:
Esnek Yönetim ve Hız:
ÖAGŞ, devletin koyduğu temel kalkınma hedeflerine bağlı kalırken, piyasa dinamiklerine hızla uyum sağlayabilen özel sektör mantığıyla yönetilir. Proje değerlendirme süreçleri, klasik bürokratik engellere takılmadan, hızlı, çevik ve şeffaf ilerler.
Profesyonel Ekip ve Liyakat:
Şirket yönetimi ve yatırım komiteleri, kamudan ziyade finans, teknoloji ve girişimcilik alanında deneyimli, liyakatli profesyonellerden oluşmalıdır. Bu ekipler, sadece mali tabloları değil, girişimcinin karakterini, vizyonunu ve projenin pazar potansiyelini ölçerek seçim yapar. Bu, fonların akçeli işlerin peşinde olanlar yerine, gerçekten değer yaratanlara ulaşmasını sağlar.
Risk Paylaşımı ve Ölçeklendirme: Seçilen bu projeler, tıpkı özel sektördeki melek yatırımcılar gibi, hisse karşılığı küçük bir başlangıç sermayesi ile hayata geçirilir. Devlet, ilk aşamada küçük bir risk ortağı olurken, projenin büyümesine stratejik destek sağlar.
Sürdürülebilir Geri Dönüşüm Çarkı:
Bu büyütülen iş ve fikirler başarılı olduğunda, ÖAGŞ'nin hisselerinin satışı (Exit) veya elde edilen kâr payları, yeniden bu melek yatırım çarkında kullanılmalıdır. Bu, sürekli kendini besleyen ve büyüten, dış finansmana bağımlı olmayan bir ulusal inovasyon fonu yaratır.
Ekonominin Damarlarındaki Canlılık
Bu model, sadece birkaç kişiye fayda sağlamaz; bu, ekonominin atardamarlarına gerçek ve kalıcı bir canlılık katacaktır.
İstihdam:
Hayata geçen her yeni iş fikri, hemen yeni, nitelikli istihdam kapıları açar.
Vergi Mükellefleri:
Başarılı girişimler büyüdükçe, ekonomiye yeni ve düzenli vergi ödeyen, katma değer yaratan mükellefler kazandırılır.
Ticaret ve Rekabet:
Yeni ürünler, yerli teknolojiler ve yenilikçi hizmetler, yerel ve küresel rekabet gücümüzü artırarak tüketiciye ve ülke ekonomisine doğrudan fayda sağlar.
Bu ülkenin gerçek zenginliği ne yer altı kaynakları ne de mevcut büyük holdinglerdir; gerçek zenginlik, henüz yeşermeyi bekleyen, cesur fikirlerdir. Bu vizyoner yaklaşım, ülke için kalıcı ve anlamlı bir ulusal miras olacaktır.
Bu adımı atmak, ülkenin yönetimsel vizyonunu, kısa vadeli çözümlerden uzun vadeli kalkınmaya taşıyacaktır.
Son Bir Söz
Bugün, geleceğin Google'ları, Facebook'ları, sanayi devleri, geleceğin dev tarım ve hayvancılık şirketleri, yeni nesil güvenlik şirketleri, yeni buluşlar ve teknolojiler bizden küçük destekler bekliyor. Eğer siyasetin doğasından bir adım uzaklaşabilir ve bürokrasinin çarkları arasına hapsetmeden bu işi yapabilirsek Türkiye Yüzyılı'na bir adım daha yaklaşırız.
Not: Yağmur suyu hasadı ve gri su kullanımı konusunda devlet tarafından atılan adımları sevinçle karşıladım. Şimdi bu işin bir an önce tüm ülke sathında, büyük şehirler öncelikli olacak şekilde yayılması gerek. Bu kararlılık, inanıyorum ki onu da kısa sürede yapar.
Selametle.