Yapay zekâ… Son yılların en parlak, en cazip ve belki de en fazla konuşulan kavramı. Teknolojiden sağlığa, savunmadan finans dünyasına kadar her alanda büyük bir dönüşüm vaat ediyor. Doğal olarak bu dönüşüm, yeni iş kollarını ve önemli yatırım fırsatlarını da beraberinde getiriyor. Ancak madalyonun bir de karanlık yüzü var.
Son dönemde Dünya Markalar Derneği’ne ulaşan şikâyetler, yapay zekâ başlığı altında yürütülen ciddi bir dolandırıcılık dalgasına işaret ediyor. Kimi kişi ve yapılar, yapay zekâ trendini bir kalkan gibi kullanarak sahte yazılım programları ve gerçek dışı yatırım vaatleriyle özellikle iş insanlarını hedef alıyor.
Bu yapıların en sık başvurduğu yöntem oldukça tanıdık:
ABD’de kurulmuş bir şirket, kulağa hoş gelen İngilizce isimler, “global”, “Amerikan merkezli”, “Silicon Valley bağlantılı” ifadeleri… Türkiye’de ise kamuoyunda güven uyandıran bazı dernekler ve sivil toplum yapıları üzerinden kurulan temaslar. Ardından gelen cümle neredeyse ezbere:
“Yatırım yapın, şirket çok kısa sürede unicorn olacak, değerlemesi katlanacak…”
Peki gerçek ne?
Yapılan incelemelerde görüyoruz ki bu şirketlerin büyük bir bölümünün ortada ne çalışan bir yazılımı var ne de doğrulanabilir bir müşteri portföyü. Uzman bir teknik ekip yok, sürdürülebilir bir iş modeli yok, bağımsız denetim raporu ise hiç yok. Toplanan paraların önemli bir kısmının da şirket faaliyetleriyle ilgisi olmayan farklı hesaplara aktarıldığı tespit ediliyor.
Burada durup düşünmek gerekiyor.
Bir şirketin ABD’de kurulmuş olması, onu otomatik olarak güvenilir kılmaz. Bir dernekten ya da tanıdık bir isimden bahsedilmesi de yatırımın sağlam olduğu anlamına gelmez. Yapay zekâ gibi teknik ve karmaşık bir alanda yatırım yapıyorsanız, duygularla değil verilerle hareket etmek zorundasınız.
Sorulması gereken sorular çok net:
Ortada gerçek bir ürün var mı?
Bu teknoloji bağımsız uzmanlar tarafından doğrulanmış mı?
Gelir modeli açık ve sürdürülebilir mi?
Hukuki ve mali denetimler yapılmış mı?
İş dünyasına açık çağrımdır:
“Treni kaçırıyorsunuz” baskısıyla sunulan projelerden özellikle uzak durun. Şeffaflık, denetlenebilirlik ve somut veri sunamayan hiçbir yapının, milyon dolarlık değerlemelerle pazarlanmasına itibar etmeyin. Heyecan, yatırımcının en büyük düşmanıdır.
Evet, yapay zekâ geleceğin en önemli alanlarından biridir.
Ama aynı zamanda bugün en fazla istismar edilen başlıklardan biri hâline gelmiştir. Gerçek girişimleri korumanın, emeği ve sermayeyi savunmanın tek yolu; bilinçli, sorgulayan ve acele etmeyen yatırımcı olmaktan geçiyor.
Dünya Markalar Derneği olarak, tarafımıza iletilen şikâyetleri titizlikle inceliyoruz. Yanıltıcı beyanlarda bulunan kişi ve şirketlere ilişkin bilgi ve belgeler toplanıyor, hukuki süreçler değerlendiriliyor. Bu çalışmalar tamamlandığında, kamuoyunu korumak adına gerekli bilgilendirmeleri şeffaf biçimde yapacağımızı da özellikle belirtmek isterim.
Yapay zekâ gelecektir, evet.
Ama geleceği inşa ederken, parlak sunumlara ve boş vaatlere teslim olmayalım.
Lütfen dikkatli olun