Türk futbolunun en sert, en tutkulu ve en karakterli rekabetlerinden biridir Beşiktaş–Trabzonspor derbisi. Bu karşılaşma sadece 90 dakikalık bir oyun değildir; Anadolu’nun direnciyle İstanbul’un köklü geleneğinin sahaya yansımasıdır.
Beşiktaş; duruşu, isyanı ve “efendi ama asi” kimliğiyle Türk futbolunun vicdanı olmuştur. Trabzonspor ise İstanbul hegemonyasına başkaldırının, Karadeniz’in asi dalgalarının futboldaki karşılığıdır. İşte bu yüzden bu derbi her zaman onur mücadelesidir.
Bu maçlarda yıldızlar değil, yürekler konuşur. Formanın ağırlığını bilen kazanır. Tribünlerin sesi sahaya iner, futbolcular sadece rakiple değil, tarihle de oynar. Beşiktaş’ın İnönü ruhu ile Trabzon’un Hüseyin Avni Aker mirası bu maçlarda hâlâ hissedilir.
Hakem kararları, VAR tartışmaları, kaçan goller… Hepsi konuşulur ama geride kalan şey şudur:
Bu derbide kim kazanırsa kazansın, Türk futbolu kazanır. Çünkü bu rekabet para ile değil, emekle ve aidiyetle yazılmıştır.
Bugün Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu şey; bu derbilerdeki gibi adalet, mücadele ve samimiyettir. Beşiktaş–Trabzonspor maçı bize şunu hatırlatır:
Futbol, sadece skor değildir. Futbol, kimliktir, hafızadır, duruştur.
Ve bu derbi, işte tam da bu yüzden her zaman özeldir.