Günümüz dünyasında sınırlar, ticaret açısından her geçen gün daha da geçirgen hale geliyor. Bir ülkede üretilen malın birkaç gün içinde başka bir kıtada tüketiciyle buluşması, uluslararası ticaretin ne denli hızlandığını açıkça gösteriyor. İşte bu hızlı ve karmaşık ticari ilişkilerin düzenli, öngörülebilir ve güvenli şekilde yürütülmesini sağlayan temel alanlardan biri uluslararası ticaret hukukudur.
Uluslararası ticaret hukuku; farklı ülkelerde yerleşik kişi ve şirketler arasında yapılan mal ve hizmet alım-satımlarını, yatırım ilişkilerini, taşıma, sigorta ve ödeme süreçlerini düzenleyen hukuk kurallarının bütünüdür. Bu alan, yalnızca ulusal mevzuatlarla sınırlı kalmaz; aynı zamanda uluslararası sözleşmeler, teamüller ve tahkim uygulamalarıyla şekillenir.
Bu hukukun en önemli işlevlerinden biri, taraflar arasındaki hukuki belirsizliği azaltmaktır. Farklı hukuk sistemlerine sahip ülkeler arasında yapılan sözleşmelerde, hangi ülke hukukunun uygulanacağı, uyuşmazlık halinde hangi mahkemenin veya tahkim merkezinin yetkili olacağı hayati önem taşır. Bu nedenle uluslararası ticari sözleşmelerde, hukuk seçimi ve uyuşmazlık çözüm yolları açık ve net şekilde belirlenmelidir.
Uluslararası ticaret hukukunun temel taşlarından biri de Birleşmiş Milletler Uluslararası Mal Satımına İlişkin Sözleşme (CISG)’dir. Türkiye’nin de taraf olduğu bu sözleşme, uluslararası mal satışlarında ortak bir hukuki zemin oluşturarak, taraflara büyük kolaylık sağlar. Bunun yanı sıra INCOTERMS kuralları, teslim şekilleri ve risk geçişi konularında ticari hayata standartlar kazandırır.
Bir diğer önemli başlık ise uluslararası tahkimdir. Devlet mahkemelerine kıyasla daha hızlı, uzmanlık gerektiren ve tarafsız bir çözüm sunması nedeniyle, uluslararası ticari uyuşmazlıklarda tahkim sıklıkla tercih edilmektedir. İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) gibi kurumlar, Türkiye’nin bu alandaki konumunu da her geçen gün güçlendirmektedir.
Sonuç olarak uluslararası ticaret hukuku, yalnızca hukukçuların değil; ihracat yapan sanayicinin, yatırımcının ve girişimcinin de yakından bilmesi gereken bir alandır. Küresel pazarlarda güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde var olmanın yolu, ticari fırsatları doğru okumak kadar, hukuki zemini sağlam kurmaktan geçer. Hukukun öngörülebilirliği ise ticaretin en büyük güvencesidir.