Çocuklar, bir toplumun geleceği değil; bugünün en savunmasız bireyleridir. Ne yazık ki çoğu zaman haklarını bilmezler, savunamazlar ve seslerini duyuramazlar. İşte tam bu noktada çocuk hakları ve çocuk hukuku, yalnızca bir hukuk alanı değil; aynı zamanda bir vicdan meselesi olarak karşımıza çıkar.

Çocuk hakları; her çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakkını güvence altına alan temel insan haklarıdır. Bu haklar; Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile uluslararası güvence altına alınmış, Türkiye tarafından da kabul edilmiştir.

Her çocuk;
• Şiddetten uzak yaşama,
• Eğitim alma,
• Sağlık hizmetlerinden yararlanma,
• İhmal ve istismardan korunma,
• Kendi görüşünü ifade etme hakkına sahiptir.

Bu haklar, çocuğun ailesine, toplumun değerlerine ya da ekonomik şartlara göre değişmez. Çocuk hakları evrenseldir.

Çocuk Hukuku Neyi Amaçlar?

Çocuk hukuku, çocuğu yetişkinlerle aynı kefeye koymaz. Çünkü çocuk, gelişimi devam eden, korunmaya muhtaç bir bireydir. Bu nedenle hukuk sistemi, çocuklar için özel kurallar öngörür.

Türk hukukunda;
• Çocukların yargılanmasında çocuk mahkemeleri görev yapar,
• Tutuklama en son çare olarak düşünülür,
• Eğitim ve topluma kazandırma esas alınır,
• Suça sürüklenen çocuk, öncelikle korunması gereken çocuk olarak değerlendirilir.

Amaç cezalandırmak değil, rehabilite etmek ve geleceği kurtarmaktır.

En Büyük Sorun: Hak Var, Uygulama Yok

Türkiye’de ve dünyada çocuk hakları mevzuat olarak güçlü görünse de uygulamada ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Çocuk işçiliği, erken yaşta evlilikler, eğitimden kopma, fiziksel ve psikolojik şiddet hâlâ acı bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

Unutulmamalıdır ki:
Bir çocuğun maruz kaldığı ihmal ya da şiddet, yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumsal bir çöküşün habercisidir.

Sorumluluk Hepimizin

Çocuk haklarını korumak sadece devletin ya da mahkemelerin görevi değildir.
• Aileler,
• Öğretmenler,
• Medya,
• Sivil toplum kuruluşları
ve her bir birey bu sorumluluğun parçasıdır.

Bir çocuğun sessiz kalması, her zaman rıza anlamına gelmez. Çoğu zaman korkunun ve çaresizliğin sonucudur.


Çocuklara yapılan her yatırım, aslında geleceğe yapılan yatırımdır. Hukukun en güçlü olduğu yer, güçsüzü koruduğu yerdir. Eğer çocukları gerçekten koruyabiliyorsak, adaletten söz edebiliriz.

Çocukların hakkını koruyamayan bir toplum, GELECEĞİNİ koruyamaz.